Browse Tag

Travesti

Hiperseksüalite Nedir?

Seks hayatında arzulu olmak, her zaman şehvetli bir davranış olarak görülse de, aşırı heves bazen bununla birlikte sıkıntıları da getirebiliyor. Bu sıkıntılardan biri de, dünyada yeni kabul edilen tanılardan biri olan hiperseksüalite.

Hayatlarının büyük bir çoğunluğunu cinselliği düşünerek geçiren kişiler için ‘sapık’, ‘azgın’ gibi kaba kavramlar kullanılsa da aslında bunun incelenmesi gereken bir durum olduğu da gözden kaçmamalı. Bu kişiler, günde en az üç saatini cinselliği düşünmeye ayırıyor ve bu uğurda ailelerini bile kaybedebiliyor. İşte aramızda yaşayan ve belki bugüne kadar davranışlarına anlam veremediğimiz bu kişilerin yaşadığı soruna hiperseksüalite deniliyor.

Erkek ve travesti için geçerli bir durum olarak kabul edilen hiperseksüalite, aşırı cinsel istek anlamına geliyor. Uzun yıllar boyunca yaşanılan, fakat ender olarak görüldüğü için kabul edilmeyen bu tanımlama, son yıllarda su yüzüne çıktı. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Genel Sekreteri Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, hiperseksüalite hakkında bilgi verdi.

Nemfomani

Nemfomani, Yunanca ‘nymphe’ kız ve ‘mania’ delilik sözcüklerinin birleşiminden meydana geliyor. Kadınlarda aşırı cinsel isteğe verilen bir isim olarak düşünülse de, Doç. Dr. Cem İncesu, bunun yanlış olduğunu söylüyor. İncesu, “Nemfomani diye bir tanımlama tıpta yok. Nemfomani sadece yirminci yüzyılda üretilen bir deyim. Cinsel isteğini ifade eden, belirli toplumsal kurallara tabi olmadan cinselliğini yaşayan ya da cinselliğini aşırı ifade eden istanbul travestileri için kullanılan bir deyim. Toplumsal bakış açısıyla erkeklerin her türlü cinsel davranışını onaylayan, kutsayan, pozitif algılayan bir toplumsal bakış açısında ortaya çıkmış. Bu bakış açısı, travestiler için ise tam tersini düşünüyor; toplumsal anlamda ankara travestileri dışlayan bir ifade. Klinik anlamda bir karşılığı da yok. Yirminci yüzyılda tıp dünyası tarafından kullanılmış ama son 20-30 yılda tıpta dil olarak kullanımdan çıktı. Aynı şey frijit deyimi ve iktidarsızlık için de geçerli. Bunlar toplumsal olarak üretilmiş şeyler” diyor.

7

Cinsel bağımlılık

Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, “Son yıllardaki gelişmeler, yani herkesin çok rahat özgürce sınırsız şekilde internet aracılığıyla ulaşabildiği siteler, porno materyalleri, cinsellik konusunda yeni tanımlamaların ihtiyacını doğurdu. Psikiyatrik sınıflandırma sistemi, güncellenen bir sistem ve yeniden sınıflandırılacak. Revize edilecek sistemde hiperseksüalite de taslak olarak yeni bir tanım olarak kabul edilecek. 18 yaş üstü erkek ve kadınlar için geçerli bir tanım olacak olan hiperseksüalite, cinselliği bağımlılık düzeyinde yaşamak, cinsellik yüzünden yaşamın diğer alanlarını ihmal etmek, cinselliği azaltmak istese bile bunu yapamamak anlamına geliyor” diyor.

Birçok kişide aşırı cinsel istek olabilir, fakat bu hiperseksüalite demek anlamına gelmiyor. Bu durum, insanların cinselliği çok fazla istemesiyle karıştırılıyor.

Zaten cinsel istekte çok fazla norm da olmuyor; şu kadar istemek normal, bundan daha fazlası patolojik’ denilemiyor. Doç. Dr. Cem İncesu, “Sabaha kadar orgazm olanlar var, fakat bu keyifli bir durum değil, son derece sinir bozucu ve acı verici bir durum. Bu vakalarda, örneğin araba kullanırken, merdiven çıkarken ya da markette alışveriş yaparken orgazm başlayabiliyor” diyor.

Kamçılanan cinsellik hiperseksüaliteyi artırıyor

Hiperseksüalitenin altında yatan sebeplerden biri de, çocukluktan başlayarak yaşanan yetiştirme koşulları oluyor. Abartılan, kamçılanan, özellikle övünülen ve beklenen cinsellik anlayışı çoğunlukla erkeklerde hiperseksüalitenin doğmasına neden oluyor. Erkekler, ne kadar çok cinsel isteği olursa, ne kadar çok cinsellik yaşarsa, bir gün içinde kaç kere yaşarsa gibi kıyaslamalarla büyüyor ve birçok erkek, bunu sırtında bir yük olarak taşıyor. Cinselliği aşırı şekilde yaşamak, toplumsal anlamda övgüye değer olarak kabul ediliyor.

İlgi arayışı da hiperseksüalite sebepleri arasında yer alıyor. Kadınlarda daha çok görülen ilgi arayışında, cinsellikten haz almayan, doyum yaşamayan ama kendilerini cinsel olarak ifade etmek için görünüm ve beden dilini kullananlar var. Bu kişiler, çok fazla cinsellik yaşamıyor ama ilgiyle doyum sağlıyor.

Ev tutanlar var!

Doç. Dr. Cem İncesu, bu kişilerin rahatça cinselliği düşünebilmek için gizli bir ev bile tutabildiklerini ve her şeyden vazgeçebildiklerini belirtiyor. Bu kişiler eğer evliyseler eşlerine, ilişki yaşıyorlarsa sevgililerine cinsel isteklerini gösteremiyorlar. Çünkü bütün ilgilerini gün içinde bitirmiş oluyorlar. İş yerinde başarısız olmaya başlıyorlar; çünkü gün boyunca cinsellikle ilgili düşünceleri nedeniyle işlerine konsantre olamıyorlar. Bu nedenle hiperseksüalite bütün yaşamı etkiliyor.

Doç. Dr. Cem İncesu, “Tekrarlayan sürekli ilişkiler özellikle erkeklerde, travesti partnerlerine karşı çekicilik kaybı yaşatıyor. Bu kişilerin düzenli ilişkisi sarsılıyor. Cinselliği sanal alemde, pornoda yaşıyor, istanbul travesti partneriyle ilişkisi ise sıfıra iniyor. İlişkisi sıradanlaşmaya başlıyor” diyor.

Bazı hastalıklar neden olabiliyor

Kafa travması geçirmiş, beyin tümörü nedeniyle cinsel istekleri fazla olan kişilerde de hiperseksüalite olabiliyor. Örneğin gün içinde elinde olmadan sürekli olarak orgazm olan hastalar da olabiliyor. Bu kişiler, alışverişe giderken, araba kullanırken, günde 50 kez orgazmı yaşayabiliyor.

Manik depresif gibi bazı psikiyatrik rahatsızlarda da aşırı cinsel istek görülebiliyor. Bazı epilepsi olgularında da bu sorun yaşanabiliyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, bazı ilaç kullanımları nedeniyle de hiperseksüalite ortaya çıkabiliyor. Doç. Dr. Cem İncesu, nadir de olsa bu tür olayların yaşanabildiğini belirtiyor: “Hiperseksüalite ileri yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. 70 yaşından sonra, bastırılmış bir cinsel yaşamı olan bireylerde, bunamanın ilk belirtileri olarak aşırı cinsel davranışlar görülebiliyor. Örnek olarak pencereden cinsel organını gösterenler, toplum içinde soyunanlar olabiliyor. Bu yaşlı kişilerin yaşadığı sorunlardan biri de hiperseksüalite oluyor. Çocukluktan başlayan, cinselliği bastırma, cinsellikle ilgili günahkârlık duyguları ise bu sorunun ortaya çıkmasındaki en önemli nedenler arasında yer alıyor.”

Eyleme de dönüşüyor

Hiperseksüalite, sadece sanal olarak ya da düşünce olarak da kalmıyor ve eyleme de dönüşebiliyor. Sürekli porno izleyen kişi tahrik oluyor ve düşünmekten daha fazlasını istemeye başlıyor. Haz duydukça, tahrik oldukça, bir ankara travesti partnerle hayallerini gerçekleştirmek isteyebiliyor. Bunları yaşama eğilimi de artıyor. Fakat bu kişiler genelde böyle bir durumda evli oldukları ya da ilişki yaşadıkları kişiyle birlikte olmak yerine başkalarıyla olmayı daha çok tercih ediyor. Bu da beraberinde aldatmayı, evlilikte cinsel sorunları ve hatta boşanmaları getiriyor.

Tedavisi mümkün

Tedavisinde ilaç kullanılabiliyor, düzenli cinsel ya da bireysel terapi yapılıyor. Yurt dışında ise hiperseksüalite için grup terapileri deneniyor. Örneğin Amerika’da, hiperseksüalite için özel klinikler açılıyor ve spesifik tedavi programları oluşturuluyor.

 

İstanbul Travestileriyle Ten Uyumu Şart Mı?

Ruh eşi, ruh ikizi, bir elmanın iki yarısı veya ten uyumu…

Bir zorunluluk mu yoksa yeni dünyanın bir komplosu mu? var mı, yok mu? varsa nasıl anlarız, yoksa nasıl erkenden kaçarız? cinsel, fiziksel ya da duygusal… Kimi uzmanlar seks için “OLMAZSA OLMAZ” diyorlar. Kimi uzmanlarsa “Ten uyumu hikayelerine kanmayın” diye uyarıyorlar. İşte bilim dünyasındaki ten uyumu tartışmaları ve daha fazlası… Beyindeki ve hormonal düzeydeki aktiviteleri incelediğimizde hangi özelliklere sahip insanların sizi heyecanlandırdığını anlayabiliriz.

istanbul travestileri

NEREDEN ÇIKTI BU TEN UYUMU?

Dilimizden düşmeyen “ten uyumu” kavramının ilk kez kimin tarafından ortaya atıldığı bilinmiyor. Gel gelelim pek çok dilde ve kültürde muadillerine rastlamak mümkün. Hatta her dilde bunun için bir atasözü bile var. Mesela İngilizler “Birds of a feather flock together” derler. “Aynı tüyün kuşları birbirlerine yapışır” anlamına gelir. Almanlar, “Jeder topf hat einen deckel” derler ki bu aslında bizim kültürümüzdeki “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” atasözüyle aynı anlama gelir. İşin özeti ten uyumu, herkesin bildiği ancak bir türlü kanıtlanamayan bir kavramdır. Bazı bilim insanları halen ruh eşi, ten uyumu gibi kavramların bilimsel açıdan, kesin olarak kanıtlanamadığını söylüyorlar.

Arizona Üniversitesi Nöroloji Departmanı Başkanı Dr. David M. Labiner, “Aşık olduğumuzda ya da cinsel olarak arzu duyduğumuzda beyinde ve hormonlarda çarpıcı değişiklikler olduğu doğru” diyor. “Ancak ten uyumu ya da ruh eşi gibi kavramları kesin olarak kanıtlayacak yeterli veriye ulaşmak mümkün görünmüyor. Bu nedenle ten uyumunun bilimsel olarak kanıtlandığını söyleyemeyiz.” Bu kısım madalyonun bir tarafı. Madalyonun diğer tarafında da pek çok bilim insanı bulunuyor. Power of Pleasure (Zevkin Gücü) kitabının yazarı Dr. Kristen Mark, “Beyindeki ve hormonal düzeydeki aktiviteleri incelediğimizde hangi özelliklere sahip insanların sizi heyecanlandırdığını anlayabiliriz” diyor. “Daha uzun vadede bu tahrik seviyelerinin ilişkiyi hangi noktalara götürdüğünü anlamak içinse sosyolojik araştırmalar gerekir. Çünkü beyin arzuladığı bir kişi hakkında aralıksız olarak ve aynı düzeyde elektrik akımı üretmez. Bir süre sonra aşık olduğu kişiye karşı ürettiği feromonlar normal düzeye geçerler. İşte bu aşamadan itibaren nörolojiden değil, bireylerin kişisel deneyimlerinden faydalanmak gerekir. Çünkü böylesi bir araştırma yalnızca fiziksel değişimleri değil, duygusal süreçleri de içerir. Dolayısıyla sadece hormonal ve nörolojik düzeyde ten uyumu kavramını ararsak çıkmaz bir sokağa girmiş oluruz.”

TEN UYUMUNU ANLAMAK MÜMKÜN MÜ?

Attraction and Attachment in Mammalian Reproduction (Memeli Üremesinde Zevk, Etkilenme ve Bağlılık) kitabı nın yazarı Dr. Helen Fisher konuya detaylı bir açıklama getiriyor. “Birini çekici bulmanız sırasında beynin bazı sinirsel devreleri harekete geçer. Norepinefrin isimli sinir iletkeni çekici bulduğumuz kişinin hafızamızda kalmasını sağlar. Salgıladığımız serotonin ve yüksek dopamin hormonları heyecan seviyemizin artmasına, kişi aklımıza geldiğinde onu arzulamamıza neden olur. Uyarıcı özellikleri olan phenylethylamine adındaki sinir iletkeni ise aşık olan kişilerin beyinlerinde daha yüksek seviyelerde elektrik akımına yol açar. Vasopressin hormonu ise kişinin bütün dikkatini eşine yöneltmesini ve dolayısıyla sadakati beraberinde getirir. Salgılanan yüksek oksitosin hormonu ise istanbul travestileri partnerlerin birbirlerine dokunmayı arzulamalarını ve daha sık temas halinde olmalarını sağlar.” Özetle eğer birini görüyor ve unutamıyorsak, ona bol bol dokunmak ve sarılmak istiyorsak; içimiz içimize sığmıyorsa o kişiyle ten uyumunu yakaladık demektir. Fisher, vücudun bu kimyasal değişimlere nasıl karar verdiğini de duyularla açıklıyor: “Fermonlar daha çok hayvan davranışlarında gözlemlenebilen, harici hormon (ektohormon) adı verilen dışa dönük mesajcılardır. Birini gördüğü- nüzde, sesini duyduğunuzda ya da dokunduğunuzda ondan hoş lanır ve tahrik olursanız vücudunuz istemsizce ısısını artırır ve ter bezleri harekete geçer. Bu kimyasal ve fizyolojik aktiviteler ise dışarıya bir koku salgılamanıza neden olurlar. Normal koku alma duyularıyla fark edilemeyen bu tahrik parfümleri karşınızdaki kişinin burnunun derinliklerinde olan afrodizyak algılama bölgelerine doğrudan mesaj gönderir.” İşte karşılıklı etkileşimin kimyasal formülü de bu oluyor anlaşılan. Görme, dokunma, işitme ve koklama…. Fisher, tabii sizin dominant duyu mekanizmasının hangisi olduğuna bağlı olarak bunun sırasının da değiştiğini belirtiyor.

PEKİ, TEN UYUMU OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ?

“Ten uyumunu nasıl anlaşılır” sorusundan çok, “Ten uyumu olmadığını nasıl anlarız” sorusuna daha fazla makale yazılmış olması beni biraz üzdü açıkçası. Tersten düşünen ve ilişkisinden mutsuz olan insan sayısı sanırım daha fazla anla şılan. Öncelikle aşk ve ten uyumu arasındaki farkı belirtelim ki kimsenin aklında soru işareti kalmasın. Bu konuda Op. Dr. Erdoğan, ten uyumu olmadan da aşkın olabileceğini söylüyor. Bizzat aşkın değil, aşkta bağımlılık yaratan kısmın ten uyumu olduğunun altını çiziyor ve toplumda aşk yaşayanların sadece yüzde 10’unun ten uyumu olduğunu söylüyor. “Cinsel olarak fiziksel çekim aslında ilk başta hissedilebiliyor. O kişiye daha farklı dokunur onu daha farklı öpersiniz. İlk dokunduğunuzda içiniz bir tuhaf olur. Tüm damarlarınızın attığını hissedersiniz, özellikle de genital bölgenizde bir hareketlenme olur, onu ister, onu arzularsınız, dudaklarınız kurur.” Dr. Erdoğan, ten uyumunun da aşk gibi zaman içerisinde kaybolabildiğini belirtiyor. “İlk heyecanı yakalamaya çalışan kişiler zaman içerisinde monotonlaşan ilişkilerini ve duygularını harekete geçirmek için başka kişilerde yaşadıkları heyecanlara yöneliyorlar. Yakalanma korkusuyla da birleşen bu duygu illüzyonları sadakatsizliğe, tek gecelik ilişkilere yönelinmesine yol açıyor.” Hal böyle olunca ilişkiler yıpranıyor ve sonunda bitiyor. Dr. Erdoğan, “Bu nedenle ten uyumunun geride kalmaya başladığı anlarda ya çiftler arasında yapılacak konuşmalar ve cinselliğe katılacak yeni heyecanlarla bu sorun çözülmeli” diyor ya da daha ileri seviyelerde bir aile terapistinden destek alınması gerektiğini söylüyor. Uzmanlar ten uyumunun olmadığı ya da kaybolmaya başladığı durumları şu şekilde maddelendiriyorlar. Korku, kaygı bozukluğu, eşin kendisine dokunmasına tepki, eşe dokunmak istememek, erkekte güvensizlik duygusu ve travesti de isteksizlik… İlk belirtilerin cinsel ilişki süre ve sayılarının azalmasıyla başladığı söyleniyor. Bir başka önemli belirti ise uyuma esnasında ortaya çıkıyor. Eğer istanbul travesti partnerinize sarılıp uyuduğunuz günler sona erdiyse veya sarılıp uyusanız bile sabah birbirinizde ayrı köşelerde uyanıyorsanız o zaman vücudunuz ve içgüdüleriniz, çok geç olmadan önlem almanız gerektiğinin sinyallerini veriyor demektir. Baş başa romantik bir tatil, birkaç yatak oyuncağı ve seksi kıyafet başlangıç için doğru bir çözüm olabilir.

TEN UYUMU YOKSA İLİŞKİ YOK MU?

Zevkin Gücü kitabının yazarı Dr. Kristen Mark, “Suçu ten uyumuna atıp kolaya kaçmayın” diyor. Daha da önemlisi herhangi bir uyumsuzluğun ya da ilişkideki sorunun suçunu partnerde aramanın ilişkiyi sona götüren en kötü alışkanlık olduğunu belirtiyor. “Zamanla ortaya çıkan cinsel isteksizlik, sıklaşan kavgalar ve iletişim bozukluklarının suçunu travesti partnerinin eksikliklerinden kaynaklandığını düşünen kişiler özeleştiriye yönelmezler. Dolayısıyla kendilerinden kaynaklanabilecek sorunlara da gözlerini kapatmış olurlar. Bir ilişkide sorunlar hiçbir zaman tek bir taraftan kaynaklanmaz. Her iki tarafın da mutlaka kendini geliştirmesi veya düzeltmesi gereken alanlar bulunur. Bunun için kişiler kendisindeki hatalara odaklarını çevirmeli.” Herkes için doğru insanı bulduğu, aradığı ve aramaktan vazgeçmediği bir ay olsun.

4 ADIMDA UZUN İLİŞKİ

“Her şey çok güzel gidiyordu. Nasıl ayrıldılar anlayamadık” furyasına girmek istemiyor musunuz? Bugün aşk, farklılıkları görmeyecek kadar vücudunuzu sarmış, kanı beyinden başka bölgelere kaydırmış olabilir. Yol yakınken riskleri ortadan kaldırmanın dört temel adımı var. Uzmanlardan uzun ilişki konusunda istatistikler ve formüllerle tanışın.

Konuşma ve Yazma:

Psychological Science tarafından yayınlanan bir makalede yazma ve konuşma stilleri birbirine benzeyen çiftlerin yüzde 80’inin birlikte uzun yıllar geçirdikleri belirtiliyor. Texas Üniversitesi’ndeki kişiler üzerinde yapılan araştırmaya göre kullanılan kelimeler ve yazma biçimi, kişilerin içinde yaşadıkları sosyal ortam ve eğitim süreçleriyle şekilleniyor. Bu özellikleri birbiriyle benzeşen kişiler, ilişki içerisinde daha uyumlu oluyorlar ve uzun yıllar birbirleriyle iletişim kurabiliyorlar.

Kişisel Hedefler:
Araştırmaya göre hayatla ilgili benzer hırsları olan, hedefl erini aynı yükseklikteki çıtalara yerleştiren ve benzer ilgi alanlarına sahip olan kişiler daha uzun süre birlikte oluyorlar. Örneğin her ikiniz de dünyayı gezmek istiyorsanız o ilişki rahatça yürüyor.

Problem Çözme Biçimi:

İlişki uzmanı Dr. John Gottman, çiftlerin sadece mutlu olduklarıanların değil, ortaya problem çıktığında sergiledikleri davranışların uyumlu olmasının da uzun ilişkinin en önemli kıstaslarından olduğunu belirtiyor. Ekonomik sorunlarla verilen mücadelelerde soğukkanlı kalamayan; kavgaların ilk 3 dakikasında negatif duygulara odaklanan çiftlerin ilişki ömürleri pek de uzun olamıyor. Gottman’a göre sorunlara bir takım gibi yaklaşmak, tartışmalar sırasında “sen” ve “ben” yerine bolca “biz” kullanmak ve uzun tartışmalar yerine eylem odaklı ve pozitif bir ilişki yürütmek, uzun yıllar mutlu yaşayabilmenin temel formülleri.

Travestilerle Seksin Gizemli Dünyası

Cinsellik bize, bir kendine güven duygusu da verebilir; bizi sıkıntıya, kaygılara da boğabilir.

Cinsellik ya da travestiler ile seks bize sonsuz bir doyum duygusu verebilir. Gene cinsellik, kısır bir mücadeleyi kazanamayıp yarım bırakmışız gibi bir buruk tat bırakabilir ağzımızda.

İçimizi bir veriş, bir sunuş kıvancıyla doldurabildiği gibi vermeye can attığımız armağanları eşimize sunmaktan bizi alıkoyan bir korku da yaratabilir.

Cinsellik bize, bir kendine güven duygusu da verebilir; bizi sıkıntıya, kaygılara da boğabilir. İstekle gerçekleşen bir cinsel yaklaşım da vardır; çeşitli isteksizliklere karşın cinsel ilişki kurmak da. Cinsellik kişinin gururunu okşayan bir şey de olabilir; kişiyi utançtan utanca sürükleyen bir şey de! Cinsellik, yatağımızı her şeyin ötesinde bir sevgiyle doldurabilir; suçluluk duygusundan, korkudan, öfkeden doğan yumruklarıyla sevgiyi yataktan da kovabilir.

Kendimize dikkatli bir gözle bakarsak, geçirdiğimiz günün her saatiyle ilgili duyguların cinsel birleşmeye yansıdığını görürüz. Öğleden sonra yaptığımız, sonuçsuz kalmış bir tartışma bizim cinsel birleşmeye bir öfke tortusuyla yaklaşmamıza yol açabilir. Ya da sabahleyin aldığımız bir doğum günü armağanı, bir güzel dost mektubu, pırıltısını ve sevincini o geceki cinsel eylemimize katar. Öte yandan, evliliğin başlangıcında ortaya çıkan ve yıllar boyu sürüp giden anlaşmazlıkların kızgınlığı ve hıncı ile bunların etkileri kolayca hatırlanabilir. Oysa evlenmeden, hatta birbirimizi tanımadan çok önceki yılların birikimi olan birçok duyguların da yatağımıza sızmakta olduğunu… Bu eski duyguların bugün hâlâ yaşama ve sevme yöntemlerimize etki yaptığını kavrayıp bunları ayrımlamak zordur.

travesti

Çocukluğumuzdan kalma duyguları, bilerek ya da bilmeyerek, cinsel eyleme, eşimize beslediğimiz sevgiye (ya da sevgisizliğe) yansıtmamız kabildir. Örneğin sevginin verilebilecek, inanılabilecek bir şey olduğunu hissetmek gibi. Bu tür duygular çocukluğumuzda ana babamızdan gördüğümüz sevgiden kaynaklanır. Onlar bizden karşılıksız, hiçbir şey beklemeden sıcak, sağlam bir sevgi verebilmişlerse biz de büyüyünce kurduğumuz yakın ilişkilerde köle olmadan, kölelik beklemeden sıcak ve sağlam bir sevgi göstermeyi başarabiliriz.

Çocukluktan kaynaklanan birçok duygu cinsel yaşamda ve evlilikte başımıza irili ufaklı dertler açar. Bu duygular şiddetle arzulayıp elde edemediğimiz çeşitli doyumlarla ilgili olabilir. Çocukluğumuzda yeterince sevilip beğenilmemişsek yetişkinliğimizde kendine güvenemeyen biri olup çıkabiliriz. Çocuklukta son derece önemli olan sevilme arzumuza kavuşamamışsak şimdi bize sunulan sevgiye inanıp güvenmekte güçlük çekeriz.

Çocukluğumuzun korkuları da cinsel yaşamımızı ve evliliğimizi etkileyebilir. Bunlar, gerçek olayların doğurduğu korkular olabildikleri gibi, çocukluk hayallerinin yarattıktan da olabilir. Gözümüzde canlandırdığımız dehşetli şeyler, karabasanlar, ödümüzü koparan cezalar; cinsellikle ilgili her şeyimize suçluluk ve utanç gölgesi düşüren korkular; kendimize olan güvenimizi sarsıp sevilmeye layık olmadığımızı bize fısıldayan kuşkular, hep bu çocukluktan kalan tortulardır.

Küçüklüğümüzde baş gösteren öfke ve hınçlar da yetişkinlik yaşantımıza yansıyabilir. Kardeşlerimize, annemize, babamıza duyduğumuz kızgınlığı şimdi eşimizden çıkartabiliriz. Bunun bilincinde değilizdir belki de. Hatta o ilk öfkeleri çoktan unutmuşuzdur. O öfke anlarında neler duyup düşündüğümüz de belleğimizden iyice silinmiş olabilir. Çoğumuzun anımsadığı, “Ben de evden kaçarım o zaman pişman olurlar.” düşüncesidir. Çocukların öfke anlarında düşledikleri renkli ve heyecanlı öç alma yöntemleri gerçekleşmediği gibi anılardan da çarçabuk silinir, gider. Ne var ki bilinçaltında yaşarlar.

Böyle hayallerin yıllar yılı içimizde gizli olarak yaşayabilmesi kimimize doğal, kimimize ise garip gelecektir. Ne var ki bunlar çoktan unutulmuş oldukları halde tam cinsel ilişki sırasında dirilip bizimle birlikte yatağa girebilirler. Bizimle birlikte sofraya oturup eşimizle aramızdaki bir metrelik mesafeyi birkaç kilometreye çıkartabilirler. Ufacık bir kusur piresini kocaman bir suç devesine dönüştürebilirler. Kökü geçmişte olan bu tür duygular bilinçdışı da olsalar cinsel eylemlerimiz sırasında bizi rahatsız ederler.

Oysa biz burada, bugünü yaşamaktayız! Geri dönüp her şeyi yeni baştan kurmamıza imkân yoktur. Evliliğimiz çok eski de olsa, ancak “bugün”le işe başlayabilir, onarımı ancak “bugün”den başlatabiliriz. Geçmişteki olayların üstünde durmanın en önemli yararı “bugün”ümüze ve “yarın”larımıza ışık tutmalarını sağlamaktır.

Travestilerle Seks, Zevkli Bir Oyundur!

İlişkinizin ilk günkü gibi hareketli ve de heyecanlı olmasını istiyorsanız, onunla oyun oynamalısınız… Unutmayın, oyun sadece çocuklara özgü değildir…

Sevgilinizle uyumlu bir beraberliğiniz var. Ama ne kadar güzel olursa olsun bir süre sonra her çift gibi monotonluk ağına takılabilirsiniz. Eğer ona gerçekten değer veriyorsanız, rutinden kurtulmak için hayal gücünüzü kullanmalısınız. İşte sizi ilk günkü heyecana götürecek 5 seks oyunu…

Tek kişilik şov

Hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar. Çünkü ankara travestileri duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

Şehveti uyarın

Hayat şartları, ekonomik krizler, işyerinden yaşanılan stres gibi faktörler içinizdeki ateşi söndürmüş olabilir. Ama kıvılcımları tekrar ateşe dönüştürmek elinizde. Hem de kolay bir yöntemle… Öncelikle istanbul travesti partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu göreceksiniz.

Masumiyet çağı

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilmek için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar.

Sınırları aşın

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var. Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın.

Göz göze seks

Seks hayatınızın maneviyatından bahsedilirken fiziksel temaslarla birlikte travesti partnerinizin iç dünyasına da hitap etmeniz uzmanların önerdiği diğer nokta. Seks terapistleri gözlerin ruhun aynası olduğunu belirterek ruhani sekste göz temasının önemli bir yer tuttuğunu ve misyoner pozisyonunun uygun olduğunu söylüyorlar.

Travestilerle Arabada Seks Bir Başka Güzel!

Her ne kadar büyükler “ayıp yorgan altında olur” dese de dışarıda seksin tadı da bir başka olur hani…

İlişkiye heyecan katmanın yolu yataktan çıkıp farklı yerlerde sevişmektir. Mesela arabada sevişmek gibisi yoktur…

Araba kokusu

Sadece söylenti ama, yine de bahsetmekte yarar var. Fabrikadan yeni çıkmış bir arabadaki o kendine has kokuya neden olan sentetik moleküller, tüm memeli hayvanların beyinlerindeki cinsellikle ilgili bölgelere uyarıcı mesajlar gönderiyormuş.

Deri koltuklar

Deri koltuklar gibi lüks aksesuarlar insanların bilinçaltında seks ve güçle ilgili dürtülerin uyanmasına sebep oluyormuş.

Benzin

Benzin kokusunda insanın kendi vücut kokusunu hatırlatan notalar olduğu bunun da cinsel arzuları kışkırttığı ileri sürülüyor.

Emniyet kemerleri

Hiç kullanmadınız mı? İnsan yaratıcılığa her zaman açık olmalı.

Seksin Yaşlara Göre Değişimi

Her yaşta ve her dönemde seks farklı algılanır ve yaşanır. 20’li yaşlarda performans önemliyken, 60’lı yaşlarda içten bir sarılma yeterli olabiliyor…

Seks, canlıların türlerini sürdürmesi ve soyadlarının devam etmesinden öte anlamlar taşıyor… Kimilerine göre bir oyun ya da bir yarışa dönüşürken, kimilerince romantizmin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Bazılarının tanımı da “Vazgeçilmez bir zevk” oluyor seks için. Ancak, dürtülerimiz içimizde durduğu gibi durmuyor ve seks hayatımız yıldan yıla, ruh halimizin gösterdiği değişikliğe ve hormonlarımızın faaliyetine göre iniş çıkışlar gösterebiliyor. Genç yaşlarda tüketircesine yaşanan seks, ilerleyen yıllarda hafif cimrice, çok uzun yıllar sonra da “keşke eskisi gibi olsa” diyerek yaşanıyor.

10’lu yaşlar

Genç yaşlarda ilk deneyim gerçekleştiğinde küçük bir şok yaşanır. Bu konuda yaşanan korkuları, o dayanılmaz merak ve içgüdü yok eder zaman içinde. Bu yaşlarda fanteziler en azından içgüdüler kadar güçlüdür. Seks, ilk zamanlar doludizgin, ancak sonrasında kontrolden kolayca çıkabilecek gibi yaşanır.

20’li yaşlar

Tecrübe ve yaşanan heyecan olarak 18 yaştan bir farkı olmamasına karşın, bu yaşlarda daha seçici ve olgun davranışlar görülür. Duygular daha derinleşmiş ve gelecek hayalleri daha bir belirginleşmiştir artık. Cinselliğin ve cinsel performansın zirvesine varılır. Çekicilik ve masumiyet çoğunlukla bir aradadır ve had safhadadır. Bu dönemde yine de yanlış ilişkilere adım atılabilir. Ancak cinsellik, her türlü bedeline rağmen hayatın ilk şartı gibi görülür. Bu yaştaki erkeklerin olabildiğince çok kızla çıkmaya çalıştığı ve sık sık birbirlerine bu konuda hava attıkları bir dönemdir. Fakat bu dönemde erken evlilikler ve ölümsüzmüş gibi görülen büyük aşklar da hayli fazladır. Çoğu kez, 30’una gelmeden ikinci evlilikler için adım atıldığı görülür…

30’lu yaşlar

Bu yaşlar uzmanlara göre özellikle travestiler için altın çağdır. Cinselliğinin ve çekiciliğinin zirvesinde olan ankara travestileri bu yaşlarda uykusuzluk ve stres gibi etkenlere dayanıklı olduklarından, dilerlerse çok hareketli bir cinsel yaşam sürdürebilir. Bu yaş grubundaki her iki cins de fanteziler yaşar. Olgun ve kültürlü insanlarla birlikte olmaya özen gösterdiği gibi, birlikte olunan kişilerin maddi durumları da önem kazanmaya başlar.

40+

İşte önemli bir yaş dönemi… Cinsellik, “olmazsa olmaz” özelliğini kaybetmeye başlar artık. Eskisinden az seçici olunabilir ve cinselliği bir gün yitirecek olmanın kaygıları duyulmaya başlanır. Ara sıra bu yaşlarda çılgın fanteziler de yaşanabilir. Bu yaşların en bilinen fantezisi ise, genç bir travesti partnerle birlikte olmaktır. Muhtemelen eşinizi son kez bu yaşlarda aldatırsınız.

50 +

Artık tren kaçmış gibi gelir nedense. Oysa hiç de sandığınız gibi değildir durum. Pekala aşık olabilir ve cinselliği hala yaşayabilirsiniz. Hoş fantezileriniz olabilir ama gülünç olmamak için bunları kimseye anlatamazsınız. Geçirebileceğiniz çeşitli operasyonlar, gizli tutulur. Abartılı giyinmeler, tarzını değiştirerek genç görünme çabaları genellikle bu yaş grubundakilerde kendini hissettirir.

60 +

Artık duygusallık ön planda olsa da, her şeyi baştan yaşamak istersiniz. “Keşke şimdiki aklımla genç olabilseydim” dersiniz ve gençlerin yaptıklarına kızarsınız. Kendinizden 30 yaş genç birinin hayalini kurar ve sizin gibi yaşlanmış olan travesti  partnerinize derin bir iç çekerek bakarsınız. Bazen küçük kalp çarpıntıları yaşar, bazen de bizden geçti diyerek dizlerinize battaniyenizi örtmeyi tercih edersiniz. Güvensizlik ve içten içe kaybedilenlere derin bir iç çekersiniz. Gençleri kıskandığınız zamanlar bile olur. Oysa farkına varmanız gereken bir şey vardır artık, bu da sizin dede ve nine olduğunuzdur…

Seksi Olmak Sizin Elinizde

Havalı saçlar, dar elbiseler ya da kırmızı ojeler, seksi olmak için yeterli mi? Yoksa daha derin mi düşünmek gerekiyor? Seksi olduğunuza kendiniz inanırsanız, başkalarını da buna inandırabilirsiniz. İşte seksi olmanın en önemli koşulları…

Sadece dış görünüşü, bir kişinin seksi kabul edilmesi için yeterli değil… Yani bir travesti istediği kadar vücudunu sımsıkı saran kısacık elbise giysin, kendisinin seksi göründüğüne inanmadığı sürece, çevresini yeterince etkileyemeyecektir. İşte sizi daha da seksi gösterecek öneriler…

1. Kendinize güvenin

Kendine güvenmek, seksi olmanın en önemli koşulu. Başkalarının seksi olduğunuza inanmalarını istiyorsanız, öncelikle kendinize inanmanız ve güvenmeniz gerekiyor.

2. Vücudunuzla barışık olun

Vücudunuzla barışık olduğunuz zaman, etrafınızda seksi bir hava yaratabilirsiniz. Banyo, masaj, aromaterapi gibi kürlerle vücudunuzu rahatlatmak, seksi olma yolunda size yardımcı olacaktır.

3. Dik durun

Duruşunuz ilk göze çarpan özelliğiniz olacaktır. Dik durmak, kendinize güveniniz olduğunu gösterir. Dik yürüyün, spor yapın ve vücudunuza güvendiğinizi gösterin. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçınmayın.

4. Sadece “kendiniz” olun

Çoğu insan kimin sahte kimin içten olduğunu kolayca anlayabilir. Ne kadar doğal olursanız, kendinizi o kadar rahat hissedecek, böylece insanları o kadar kolay etkileyebileceksiniz. Eğer etkilemek istediğiniz insan ‘gerçek’ sizle ilgilenmiyorsa, seksi olmanızın pek de bir anlamı yok!

Ateşli Bir Öpücükle Nefessiz Anlar!

Sevgilinizi öpücüklerinizle çıldırtmak ister misiniz? Cevabınız evet’se derlediğimiz birkaç tüyoya göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Öncelikle travesti partnerinizi öpmeden önce dudaklarınızı sakın yalamayın. Bu, bir operacının arya söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle aynı şeydir.

travesti

Onu öperken dört aşamalı proramı uygulayın:

1- Ağzınız kapalı, ona yaklaşıyorsunuz.

2- Ağzınızı açtınız fakat diliniz henüz gerilerde bir yerde saklanıyor.

3- Diliniz saklanmaya başladığı yerden yavaş yavaş çıkmaya başladı.

4- Diliniz onun dilinin en gizli bölgelerini keşfediyor.

Öpüşürken ağzınızı travesti partnerinizinkinden daha fazla açmaya çalışmayın. ‘En Büyük Ağız’ yarışmasında değilsiniz öyle değil mi?

Sevgilinizle fiziksel anlamda ilk yakınlaşma dönemlerindeyseniz onu öperken ellerinizi vücudunun sakıncalı bölgelerinde dolaştırmayın! Beraberliğinizin ilk günleri ve siz romantik bir yaz gecesi kumsalda sohbet ediyorsunuz. İlk kez el ele tutuştunuz ve öpüşmeye başladınız. Bu özel anı daha fazla ileri giderek bozmayın. Öpüşmenin tadını doya doya çıkartın.

Hiç beklemediği bir anda yeni çıkmaya başladığınız erkeğin dudaklarına yapıştınız. Karşınızdaki kişi bu hareketiniz karşısında çok şaşıracağı için o anda sizi gerçekten öpmeyi isteyip istemediğine karar veremez. Bu kadar aceleye gerek yok. Onun da sizi öpmek isteyip istemediğini merak ediyorsanız yukarıda bahsettiğimiz dört aşamalı programı uygulamanızı tavsiye ediyoruz. Bu, ikinize de zaman kazandıracak.

Öperken travesti partnerinizin yüzünü sıkıca tutmak romantik bir hareket. Fakat onun öpücüğünüzden kaçmasını engellemek için başını tutmak son derece kaba bir davranış.

Öpmek için ona doğru eğildiniz. Fakat size karşılık vermedi. Kendinizi aşağılanmış hissetseniz de onu evine bırakana kadar soğukkanlı tavrınızı koruyun.

Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve yanınızda nane şekeri taşıyın.

Özellikle ilk buluşmadan sonra onu eve bırakırken dudaklarından öpmeyin. Beraberliğin ileriki aşamalarında bu özel paylaşımı istediğiniz yerde yaşamakta özgürsünüz.

Google’a göre herkes eşcinsel!

Eşcinsellik hakkında söyleyeceklerimiz henüz başlıyor!

Geçen yazımda eşcinsellik hakkındaki düşüncelerimi ve toplumun eşcinselliğe bakış açısını ele almakla ne kadar iyi ettiğimi anladım. Gördüm ki hâlâ anlamak istemeyenler, hatta yazının temelinde yatan duyguyu dahi görmezden gelenler var. Olabilir, belki de ben doğru anlatamadım!

Aslında bu hafta eşcinsel yaşam hakkında konuşmak istiyordum sizinle, ama duruma bakınca tekrar başa dönmeye karar verdim.

Ama önce başka bir heyecanımı paylaşmak istiyorum: Mahmure.com’un meğer ne çok “erkek” okuru varmış! Üstelik bu erkek kitle, bazı konularda farklı düşünsek bile beni sürekli okuyormuş. Buna da çok sevindim. Demek ki sadece travestilere ya da belli bir kesime hitap etmiyorum.

Şimdi gelelim asıl konuya… Ne çok yaygara koptu, gördünüz mü? “Vay sen nasıl böyle bir şey iddia edersin?” diyenler mi dersiniz, “Ayağını denk al!” diye e-posta yollayanlar mı dersiniz, bir dolu tepki geldi. Olabilir, sinirlenebilirsiniz, hatta bu öfkenizi bana yansıtabilirsiniz de, hiç sorun değil! Ama ne ilginçtir ki, ben burada adımla sanımla yazıyorken, bana e-posta yazan, yazımın altına yorum giren siz sevgili arkadaşlarımdan hiçbiri kendi kimliğini açıklamamış. Düşüncelerinizden bu kadar eminseniz, neden kimliğinizi gizliyorsunuz?

Hadi bunu geçelim. Allah aşkına söyleyin, bazı padişahların eşcinsel olduğunu ilk söyleyen ben miyim? Ben bir okur olarak çeşitli kaynaklarda, yazılarda defalarca rastladım. Tarihçiler bile bunun böyle olabileceğini söylüyor, hatta sadece Fatih Sultan Mehmet’in değil, birçok padişahın eşcinsel eğilimler gösterdiğini, o dönemde eşcinselliğin yaygın kabul gördüğünü yazıyor. Hem, benim kimseyi karalama gibi bir derdim yok ki! Eşcinsellik benim için “kara bir leke” değil!

Yazıma yorum yapan sevgili arkadaşlarım, eğer zahmet edip bu konuda araştırma yaparlarsa çok sevineceğim. “Ben hayatta kitap okumam, belgelerle de uğraşmam” diyeniniz varsa onlara hiç olmazsa Google diye bir şey olduğunu söylemek istiyorum. Ama Google’da bulduğunuz her yazıya da inanmamanız gerektiğini belirterek. Çünkü sadece Google’dan araştırma yapmaya kalkarsak, inanın, hepimiz eşcinsel çıkarız!

Kısacası, ben sadece “Mademki böyle bir şey var, neden kabul etmiyoruz? Birinin cinsel kimliği bizi neden bu kadar ilgilendiriyor?” diyorum. Derdim padişahlar, yazarlar, modacılar ya da sanatçılar değil. Herhangi bir padişahın, yöneticinin, başbakanın, aile bireyinin eşcinsel olması beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Benim için insanların cinsel kimliği önemli değil. Geçen haftaki yazımda anlatmak istediğim de buydu. Bence, toplum olarak işte tam da bu noktada kaybetmeye başlıyoruz.

Alt kimlik, üst kimlik tartışmalarıyla o kadar çok uğraşıyoruz ki, başımıza gelen felaketlerden haberimiz olmuyor. Daha önce türban sorunsalı diye kandırdılar, şimdi de Türk-Kürt meselesiyle oyalıyorlar bizi…

Eşcinsellik hakkındaki yazımın ana konusu, insanı sevmek ve anlamaktı aslında. Herkese birey gözüyle bakabilmek, ne olduğunu, nereden geldiğini düşünmeden, sadece insani duygularla ona saygı duymak.

Gelen yorumlardan anladım ki, ne yazıktır, kimse bunu yapmak istemiyor. Olsun, ben iyi niyetimi, insanlığa verdiğim değeri hiçbir zaman kaybetmeyeceğim. Rahatsızlık duyacak olsalar da, eşcinsellik hakkındaki bilgilerimi ve düşüncelerimi ısrarla paylaşacağım.

Eşcinsellik bir tercih değil!

Eşcinselliğin bir tercih olmadığını geçen yazımın sonunda belirtmiştim. Bu hafta konuya buradan başlamak istiyordum. Ama bu uzun girişi yapmak zorunda kaldım.
Bakın, araştırmalar ne diyor:

Cinsel yönelim, doğumdan önce ya da doğumun ilk haftalarında ortaya çıkıyor. New York’taki Hetrick-Martin Enstitüsü’nün 161 gay üzerinde yaptığı araştırma, eşcinselliğin genetik olma ihtimalinin yüksekliğine de dikkat çekiyor.

161 gay arasında yapılan araştırmada, tek yumurta ikizlerinin yüzde 52’sinin, ayrı yumurta ikizlerinin yüzde 22’sinin, normal kardeşlerin ise yüzde 11’inin eşcinsel olduğu saptanmış.

Aynı araştırma lezbiyenler üzerinde yapıldığında da benzer sonuçlar elde edilmiş. Yani bilimsel olarak deniyor ki, eşcinsellik bir tercih değil! Birçok psikolog da, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını ve tedavi edecek girişimlerin etik bulunmadığını söylüyor.

Toplumun ‘homofobik’ yaklaşımı yüzünden birçok eşcinsel, kendilerini ilk başta karşı cinse yönlendirmeye kalkıyor. Düşünsenize, istemediğiniz ve hiçbir zaman olmak istemeyeceğiniz biri olmak için birileri sizi ateşe atıyor. Herkes gay’lerin yaşadığı sıkıntılar ve zorluklardan bahsediyor ama lezbiyenlerin Türkiye’deki yaşadığı sıkıntı ve baskı tahmin ettiğimizden çok daha fazla!

Artık hazır mıyız? Konuyu iyice aydınlığa kavuşturana dek eşcinsellik hakkında yazacağımı anladınız, değil mi? Gelecek yazımda size eşcinsellerin, kendi ağızlarından hayatlarını, yaşadıkları zorlukları ve bu zorlukları aşmak için ne tür yolları denediklerini anlatacağım…

Nasıl yani, dediğinizi duyar gibiyim. Öyle yani!

Türk milletinin eşcinsellere bakışı!

Eşcinsellik neden kabul görmüyor? Tarihimizdeki ünlü eşcinseller kimler? Yazımı okuduktan sonra eşcinsel olmaya karar veren olur mu merak ediyorum!

travesti

Geçen haftalarda grup seks hakkında konuştuk. Yazıyı eleştirenler oldu, bana hak verenler oldu, hatta ilginçtir, insanların yazımı okuyup grup sekse yönelebileceğini iddia edenler bile oldu aramızda! Bu hafta ise sizinle yine ciddi bir konuyu paylaşmak istiyorum; eşcinsellik… Yazımı okuduktan sonra eşcinsel olmaya karar veren olur mu merak ediyorum!

Her neyse… Şimdi diyeceksiniz ki nereden çıktı bu konu? Grup seks hakkındaki yazımın bir bölümünde grup seksi deneyimleyenlerin belli bir süre sonra kendi cinsine ilgi duyabileceğini yazmıştım, hatırlarsanız. İşte bu konuya oradan geldik. Biliyorum, bazılarınız huzursuz olacak, tepki verecek hatta bana kızacak. Ama artık zamanı geldi diye düşünüyorum, açık açık eşcinselliği konuşmalı, araştırmalı ve cinsel kimlikleriyle insanları ayrıştırmamayı öğrenmeliyiz.

Homofobik bir toplumuz, ilk önce bunu kabul etmeliyiz. Bazılarımız eşcinselliği salgın bir hastalık gibi görüyor ve eşcinsellerden fersah fersah kaçıyor. Oysa iki kelam etse karşısındaki ‘insanla’ kendisinden, arkadaşından bir farkı olmadığını göreceğini düşünüyorum. Eşcinsellik neden bu kadar kötüleniyor ya da kabul görmüyor bunu konuşmalıyız bence…

İnsanlık, tarih boyunca cinsel kimlik savaşı vermiş bir Truva atı… İçinde milyonlarca farklı karakter ve fanteziler yumağıyla bir köşede kapının açılmasını, içindeki coşkunun, arzunun çıkmasını bekliyor. Ama o kapı ne zaman çalınsa evde kimse olmuyor. Ne yazıktır ki cinsel kimliklerimizi saklayarak, içimizde bastırarak günlük hayatımızda hiç olmadığımız insanlar olarak geziniyoruz.

Kadınlığımızdan/erkekliğimizden utanıyoruz. Cinsel kimliklerini açıklamaktan çekinmeyen ve kimlikleriyle mutlu mesut yaşayan insanları ise garip karşılıyoruz. Dedim ya, homofobik bir toplumuz ve karşılacağımız tepkilerden çekiniyoruz.

Oysa tarihe baktığımızda, Yunan mitolojisin de bile eşcinsel karakterlerle karşılaşırsınız. Ve tarihte kimse dönüp de Platon’a ‘Oğlum sen ne ayaksın’ demez. Çünkü onun fikrine, düşüncelerine ve felsefesine önem verir. Cinsel kimliğiyle savaşmak bir yana dursun, saygı duyar. Ya da bırakın mitolojiyi kendi tarihimize bakalım. Fatih Sultan Mehmet’in eşcinsel olduğunu neden kabullenemiyoruz? Birçok ünlü tarihçi Fatih Sultan Mehmet’in eşcinsel olduğunu söylüyor ve belgelerle bunu kanıtlıyor. Ama biz, olmaz öyle şey, koskoca padişah, İstanbul’u fethetmiş eşcinsellik ne demek! Sapına kadar erkektir Fatih Sultan Mehmet, cümleleriyle savunmaya geçiyoruz. Yani kısaca diyoruz ki; erkek adam savaşır, erkek adam fetheder, erkek adam padişah olur! Oysa kafamızı biraz yukarı kaldırsak eşcinsel başbakanların koskoca ülkeyi yönettiğini görebiliriz.

Yine kendi tarihimize bakalım. En ünlü yazarlarımız, düşünürlerimiz eşcinsel değil midir? Hüseyin Rahmi Gürpınar, Sait Faik, Nahid Sırrı Örik, Abdülhak Şinasi Hisar… Tabii bu kadar ünlü düşünürün, yönetmenin, yazarın, modacının ardından da şu soru gün yüzüne çıkıyor. Eşcinseller daha mı yaratıcı oluyor? Bu sorunun cevabı da aslında içinde gizli… Hem erkek, hem de travesti gibi düşünen bir insanın sadece karşı cinsine ilgi duyan bir insandan daha yaratıcı olacağı çok açık değil mi? Tabii şunu söylemeden de geçemeyeceğim; eşcinseller sadece bahsettiğimiz meslek dallarında olmamalı. Bu vizyona sahip insanların her sektörde yer alması gerekir. Ha, şimdi diyeceksiniz ki, yok mu? Olmaz mı, aramadığınız kadar…

Ama ne yazıktır ki eşcinselliği hastalık gibi gören nice insan yüzünden cinsel kimliklerini saklayarak yaşıyorlar. Hatta toplumun ve aile baskısının yüzünden evlenip, hiç mutlu olmadıkları bir hayatı yaşamak, sahip oldukları çeşitliliği ve geniş bakış açılarını kendilerine saklamak zorunda kalıyorlar.

Günümüzde ise eşcinsellik tam bir çıkmaza girmiş durumda. Sanki tarih ilerledikçe, görüşlerimiz ve vizyonumuz daralıyor. İnternet gibi bir derya varken, sevdiklerimizle görüntülü konuşabilecek teknolojiye, hatta uzaya gidecek donanıma dahi sahip olmuşken kafatasımıza sıkışmış loblarımız neden eskisi gibi çalışmıyor? Pencereleri kim kapattı?

Bakın her şeyi geçtim, evde çekirdek çitlerken televizyonda Bülent Ersoy’u izleyip eğlenen ebeveynler, kendi çocuklarının eşcinsel yaklaşımlarını görmezden geliyor. Olmaz öyle şey diyor. Oysa Bülent Ersoy’u, Zeki Müren’i ayakta alkışlamayı biliyor! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu… Yani başkasının başına gelirse olabilir, ama bizim başımıza sakın ha gelmesin. Sanki bu bir hastalık! Bu bir tercih değildir, önce bunu kabullenmemiz gerekiyor.

Gelelim asıl can alıcı noktaya! Bazı kişiler de sırf marjinal görünmek, yaptığı işte kabul görmek için eşcinselmiş gibi davranıyor. Bu daha büyük bir sorun değil mi? Eşcinsellik ne zaman marjinallik oldu, önce bunu tartışmaya açmak gerekir sanırım…

Konuşulacak, eteklerimizdeki taşları dökecek daha çok zamanımız var, biliyorum ve bu konu hakkında yine yazacağımı düşünerek yazıma ‘şimdilik’ son veriyorum. Eleştirmeden, düşünmeden konuşmamak adına da Sait Faik’in şiirinden bir kesitle size bir hatırlatma yapmak istiyorum; bir insanı sevmekle başlar her şey…

Travestilerle Sevişirken Duyularınızı Çalıştırın!

Dünyayı duyu organlarımızla algılamaya başlarız. Bu duyularımız, cinsel arzularımızdaki en önemli motivasyonumuzdur. Duyularımızın hazza giden yolumuz olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Özay Özdemir, duyusal odaklanma egzersizleri ile cinsel hayatımıza nasıl yön vereceğimizi anlattı.

İlki doğrudan, fiziksel temas ile uyarılma (çevresel sinirler aracılığıyla). İkincisi ise, diğer duyular aracılığıyla (Merkezi sistem, beyin) uyarılmanızdır. Yeterli cinsel uyarı; fiziksel temas, hayal gücü
ve duygularınızın bir karışımıdır.

Cinsellikle ilgili hayal kurmanız (cinsel fantezi) güçlü bir uyarıcıdır ve bu şekilde hiçbir temas olmaksızın uyarılmanız mümkündür. Ayrıca, diğer duyu organlarınızın algıları da (görmek, işitmek, tatmak ve koklamak) beyninizdeki cinsellikle ilgili merkezlerinizi harekete geçirir.

Hamilelik döneminizde artan progesteron hormonunuz şefkat, sarılma ve annelik duygularınızı harekete geçirir. Bu dönemde çoğunlukla cinsel birleşme yoluyla cinsel doyuma ulaşma arzunuzun yerini, daha çok dokunma (dokunulmaya), bakma (ilgi ve sevgiyle bakılmaya), öpme ya da konuşarak sevdiklerinizle gelecek, mutlu günlerin hayalini paylaşma arzunuza bırakır.

Cinsel işlev sorunları yaşıyorsanız, uzmanlar tedavide duyumsal odaklanma egzersizleri öneriyor.
Bu egzersizlerin birden fazla amacı var:  Travesti partnerinizle iletişim ve etkileşimin sınırlarını genişletmeniz, cinsellikle ilgili bireysel kısıtlılıklarınızı kaldırmanız, duyularınıza odaklanarak farkındalıklarınızı artırmanız gibi…

Siz de özellikle hamilelik döneminizde, aşağıda önerdiğimiz duyusal odaklanma egzersizlerini uygulayabilir ve cinsellikle ilgili sınırlarınızı genişletebilirsiniz.

1. Partnerin vücudunun göğüsler ve cinsel organlar dışındaki bölümlerini okşama

Genelde eşinizle eşit sürelerde, sırayla aktif ve pasif roller üstlenirsiniz. Cinsel uyarılma ve doyuma ulaşmayı amaçlarsınız. Aktif olan kişi, o sırada kendi hissettiklerine odaklanmaz, karşısındakine haz vermeye çalışır.

2. Göğüsler ve cinsel organlar dahil vücudu okşamak

Bu egzersizin amacı cinsel duyguları uyarmak değildir, ancak bu durum gerçekleşebilir. Aktif olduğunuzda, eşinizi dokunup okşarken, onu gözlemleyin ve eşinizin, sizin dokunuşlarınıza verdiği yanıtları izleyin. Pasif konumdayken ise, önce gözlerinizi kapatıp, dikkatinizi eşinizin dokunuşlarına odaklayın. Fiziksel temasın, bedeninizde nasıl duyumlara yol açtığını algılamaya çalışın. Eşinize sözel geri bildirimlerde bulunun. Dokunuşlarını beğendiğinizi söyleyin veya istediğiniz tarzı belirtin. Sevginizi ifade eden sözler söyleyin.

3. Orgazm olmadan birleşme

Çok yavaş hareketlerle, penisinin vajinanıza girişini sağlayın. Hareketsiz durumda, penisini vajinanızın içinde tutun ve neler duyumsadığınızı anlamaya çalışın. Bu deneyimin sağladığı önemli bir yarar, size yavaş davranma ve bir araya gelmenin gerçekten ne anlam ifade ettiğini anlama şansı vermesidir. İlişki, bazı çiftler için ter ve sürtünme dışında bir anlam ifade etmez.
Eğer siz de zaman zaman benzer şeyler yaşıyorsanız, başka neler olup bittiğini görecek yeterli zaman bulmak için özellikle çaba gösterin. Çoğunlukla çiftler, cinsel ilişki sırasında konuşmaz. Bu egzersizi birleşme sırasında konuşmak için kullanabilir ve bundan ne denli zevk aldığınızı fark edebilirsiniz.

Libidonuzu Bunlarla Öldürmeyin !

Canınız hiç seks yapmak istemiyor hatta son günlerde aklınıza seks gelmiyorsa, libidonuz yerlerde sürünüyor demektir. Günlük hayatınızda yapacağınız birkaç küçük düzenlemeyle ateşli günlerinize geri dönebilirsiniz!

1- VÜCUT ÖLÇÜLERİNİZE FAZLASIYLA TAKILIYORSUNUZ

Sürekli kalçanızın ne kadar büyük olduğunu söylemek veya ayna karşısında saatlerce bel bölgenizdeki yağlara bakmak içinizdeki seks dürtüsünü kolayca yok eder. Psikiyatrist ve seks terapisti Barbara Bartlik, kendinizi erkek arkadaşınızın bakış açısından değerlendirmenizi tavsiye ediyor. Böylece sizin kusur olarak gördüğünüz fiziksel özelliklerin erkek arkadaşınıza çekici gelebileceğini fark edebilirsiniz. Erkekler televizyonda gördükleri kusursuz vücutlu istanbul travetileri çok beğenseler de, gerçek hayatta muhteşem bir seks hayatının kusursuz vücutlarla bir ilgisi yoktur. Seks sırasında kendinizi, vücudunuzun nasıl göründüğünü düşünürken yakalarsanız hemen durun. Onun yerine vücudunuzun ne hissettiğine ve sevgilinizin size nasıl bir tutkuyla dokunduğuna odaklanmayı deneyin. Nefes alıp verişine ve vücutlarınızın birbiriyle olan uyumuna odaklanarak tutkulu bir sevişme yaşayabilirsiniz.

2- DOĞUM KONTROL HAPI KULLANIYORSUNUZ

Çoğu kadının doğum kontrol hapına başlamaları; bir ilişki içinde olmaları ve sevgilileriyle her an seks yapabilme isteğinden kaynaklanır. Ancak bu hapların nadir bilinen yan etkilerinden biri de libidoyu düşürmeleridir. İlaçların içeriğinde bulunan östrojen ve progesteron karışımı, seks güdünüzü besleyen testosteron hormon seviyelerinde hızla azalmaya neden olabilir. Eğer kullandığınız doğum kontrol hapının libidonuzu etkilediğini düşünüyorsanız mutlaka jinekologunuza danışın. Size farklı kombinasyonlara sahip ve bünyenize daha uygun başka bir ilaç önerebilir.

3- DÜZENLİ OLARAK EGZERSİZ YAPMIYORSUNUZ

Eğer tüm fiziksel aktivitelerinizin toplamı masa başından arabanıza, oradan da evdeki rahat koltuğunuza yürümekten ibaret ise, seks konusunda isteksiz olmanız pek de şaşırtıcı değil. Bu durum vücudunuzun her bölgesine pompalanan kan akışını yavaşlatır. Genel olarak bitkin hissetmenin haricinde kendinizi sevgilinizin kollarına atacak enerjiyi bile bulamamanıza neden olur. Herhalde bu problemin çözümünü kolayca tahmin edebilirsiniz; harekete geçin! İster bilinen kardiyo hareketlerini uygulayın, ister öğle tatilinde ofisinizin çevresinde birkaç tur yürüyün. Hareket ederek kan akışınızı hızlandırıp enerji seviyenizi artırabileceksiniz. Bu, yataktaki performansınızı da iyi yönde etkileyecek. İşleri bir adım daha yukarı taşıyabilir ve sevgilinizle beraber uygulayabileceğiniz bir egzersiz programı hazırlayabilirsiniz. İşten sonra spor salonunda buluşun, bir tırmanma veya spinning dersine katılın. Her ikiniz de zevk artırıcı hormon olan endorfinle dolup taşacak ve spor bitiminde birlikte duş almak için yanıp tutuşacaksınız.

4- AKŞAM YEMEKLERİNİ GEÇ SAATTE YİYORSUNUZ

Günün en önemsenen öğününü akşam saat sekizden sonra yemek, seks isteğinizin azalmasına yol açar. Bunun birkaç farklı sebebi var. Öncelikle dolu bir yemek tabağını hazmetmek oldukça fazla enerji gerektirir. Bu nedenle de vücudunuz kanın normalden fazlasını midenize pompalayarak cinsel organlarınızı beslemeyi bırakır. İşte bu noktada yapmanız gereken porsiyonlarınızı ufak tutmak ve akşam yemeğinizi saat 20:00’den önce yemek olacak. Yani sevgilinizle ateşli saatler geçirmeyi planlıyorsanız, aksiyona geçmeden en az birkaç saat önce yemeğinizi yemiş olmanız şart. Ayrıca tabağınızın yanında duran yağ potansiyeli yüksek yiyeceklerden de kaçınmalısınız. Tüm bu önerilerimizi dikkate alırsanız yemekten sonra kendinizi hafif, enerji dolu ve sevişmeye hazır hissedeceksiniz.

5- YATMADAN ÖNCE HABERLERİ SEYREDİYORSUNUZ

Stres ve seks birbirlerine zıt iki terimdir. Her ne kadar sizi kişisel olarak etkileyen faktörlerin farkında olsanız bile, televizyonda izlediğiniz haber bültenlerinin de sizi strese soktuğunu fark etmiyor olabilirsiniz. Günü, işlenen suçları, ekonomik krizin yarattığı problemleri veya doğal felaketleri izleyerek bitirmek, sonunda yatak odanıza vardığınızda kafanızı boşaltmanızı zorlaştırır. Kafanızda biriken bu meseleler sizi yalnızca zihinsel değil fiziksel olarak da yorar. Stresli olduğunuzda vücudunuz daha fazla stres hormonu salgılamaya başlar. Bu da testosteron seviyelerinin düşmesine sebep olur.
Mintz, vücudunuzun stres seviyesi konusunda bir ayrım yapamadığını, küçük problemlerden uluslararası sorunlara kadar her tür konunun üzerinizde kolayca stres yaratabileceğini belirtiyor. Bu nedenle gece, haberleri seyretmekten veya internette haber kaynaklı sitelerde dolaşmaktan kaçının. Bunun yerine yatmadan önce günün üzerinizde yarattığı gerginliği yatıştırmak için ılık bir duş alabilir, sevgilinizden bacaklarınıza nemlendirici krem sürmesini isteyebilir veya aklınızı boşaltacak hafif bir romandan birkaç sayfa okuyabilirsiniz.

6- FAZLASIYLA İÇKİ İÇİYORSUNUZ

Birkaç kadeh alkollü içki başlarda kendinizi girişken hissetmenizi sağlar. Ancak birkaç saat içinde üçüncü veya dördüncü kadehinizi yudumluyorsanız eve gidip yatağa yattığınızda o kendine güven hissinden eser kalmaz. Psikoterapist Jenn Berman, alkolün yatıştırıcı özelliklerinin tepkilerinizi yavaşlattığını ve sonuçta orgazm olmakta zorlanmaya sebep olduğunu söylüyor. Dışarı çıktığınız gecelerde içkiyi bir-iki kadehle sınırlayın ve yavaş yavaş yudumlayın. ‘Kendine Güvenen Lider’ (The Confident Leader) isimli kitabın yazarı Larina Kase, alkol alınan bir ortamda 45 dakika bulunan ve az içki tüketen bir kişinin de en az sarhoş olan arkadaşları kadar çok eğlenebileceğini belirtiyor. Bunun yerine erkek arkadaşınızla flört etmek için daha fazla zaman harcarsanız, alkolün libidonuzu negatif yönden etkilemesini de engellemiş olursunuz.

7- HAFTA SONLARINI EVDE UYUYARAK GEÇİRİYORSUNUZ

Eğer cumartesi ve pazar sabahlarınızı uyuyarak geçirmeyi düşünüyorsanız, libidonuzun yerlerde sürünmesine pek de şaşırmamak lazım. Uyku uzmanı Dr. Michael Breus, uykusuzluk çeken kişilerin vücutlarının türlü problemler yaşayabileceğini belirtiyor. Yatağa bir gece 23:00’te girerken ertesi gece sabaha karşı 03:00’te yatıyorsanız, vücudunuzun tüm dengesini bozabilirsiniz. Uykusuzluk problemi yaşamanın sonucunda da hormonlarınızın seviyesini düşürerek libidonuzun azalmasına yol açabilirsiniz. Hafta sonu katıldığınız çılgın partileri kaçırma pahasına da olsa, eğer seks hayatınızın eskisi kadar ateşli ve tutkulu olmasını istiyorsanız, tutarlı bir uyku düzenine sahip olmalısınız. Bu arada hem travestilerin hem de erkeklerin testosteron seviyeleri genellikle sabah saatlerinde en yüksek seviyelerine ulaşır. Erkek arkadaşınızla beraber olduğunuz hafta sonları daha erken uyanarak kolayca havaya girebilirsiniz.

Sizin seks tarzınız hangisi?

Her seferinde aynı ritüelleri uygulayıp aynı sonuçlara varmaktan sıkıldıysanız bu rutinden kurtulmanız için birkaç seçenek sunuyoruz. Sizin tarzınız hangisi?

Tatmak, koklamak, dokunmak…

Cinselliği bütün duyularınızla yaşamak istiyorsunuz. Birbirinizin vücudunu, arzularını keşfetmek… Birazcık merak ve zaman ayırarak uzun zamandır tanıdığınız bir erkekle bile yeni heyecanlar hissedebilirsiniz.

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Gün içinde ufak tefek adımlarla onu istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Bunun için, başka şeyler peşinde koşmanız gerekmeyen hafta sonlarını tercih etmelisiniz. Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak travesti ile yumuşak seks için güzel birer hazırlık.

İpek ve saten: Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin, bırakın bu çekici kumaşları sizin üstünüzden o çıkarsın. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem de o çok seveceksiniz.

Adım adım erotizm: Erotizmin havada hissedilmesini sağlayın. O konuşurken siz kendinizi okşayın. Bakışlarını istediğiniz vücut bölgelerine doğru yönlendirin.

Isınma programları: Zevki yaşamak istediğiniz tarafa doğru yönlendirin. Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken, siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin. Odanın içinde ihtiyacınız olan her şeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, kayganlaştırıcı jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler…Değişiklik: Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın. Daha önce yapmadığınız ufacık bir şey: Hep gözleriniz kapalı mı öpüşürsünüz, açık tutun ya da normalde yüksek sesli mi sevişirsiniz, sessiz olun. Sonra da bunu nasıl bulduğunu sorun: Hoşuna gitmiş mi? Böyle mi devam etmelisiniz? Sonuç: Duyularınız bu ufacık değişiklikle tam uyanıklığa geçecek.

Yönetmen asistanlığı: Kendinize yakın arkadaşlarınız arasından bir yardımcı seçin. Sevgilinize romantik bir sürpriz hazırlamak istediğinizi söyleyin ve bir film seti yaratırmış gibi organize olun. Siz yokken, evinizde atmosfer yaratma işiyle ilgilensin: Banyoyu suyla doldursun, mumları yaksın, dans edebilecek bir alan için eşyaları kenara çeksin. Ayrıntılardan bahsetmeseniz de olur.

Vahşi seks: Alışılmışın dışında bir şeyler yapmak istiyorsunuz, çok da yumuşak olmasın, biraz güç gösterisi olsun istiyor canınız: Isırmalı öpücükler, sert dokunuşlar istiyorsunuz

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Ufak bir çekişme uyarıcı olabilir. Tuttuğu takım yenilmiş ya da bir tanıdığınız, sevgilinizin burnunun büyük olduğunu düşünüyor… Bu konulardan bir miktar bahsettikten sonra gülmeye ve onu öpmeye başlayın. Öfkenin yarattığı adrenalin ve gülme hormonu endorfinin birleşimi travesti  ile sert seks için mükemmel karışımdır.

Kıskançlık: Kıskançlık, tutku çorbasının tuzu gibidir. Alışverişte, barda ya da restoranda dozunu fazla kaçırmamak şartıyla başka bir adamla flört edin. Arkadaşlarından biri hakkında olumlu bir görüş belirtin. Sonrasında ona dokunarak “Bir şeyin mi var?” diye sorun. Rekabet hissi testosteron akışını hızlandıracak.Bir yarışma sahneye koyun: Bilek güreşinde kazanacağınızı iddia edin ya da 30 saniyede sizi soyamayacağını… Yarışma hissi erkeklerde en yüksek performansın ortaya konmasını sağlar.

Yakın dövüş: Alt dudağı emmek, enseyi ısırmak gibi ayrıntılar, “Bugün mayışmak yok” mesajının iletilmesi için en iyi sinyallerdir. Göğüs ucunu sıkıştırmak, üst kolunu sıkmak, poposuna bir şaplak atmak da sert seks isteğinizi açığa çıkartır. Sonunda kendinizi halının üstünde, nefes nefese ve terlemiş şekilde bulabilirsiniz.

Spontane seks

Onu hemen şu anda istiyorsunuz. O an olduğunuz yer neresi olursa olsun fark etmez. Gizlilik hissi erotizmin yükselmesine sebep olur, zevk için önemli bir kamçıdır.

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Spontane seks için de olsa bazı şeyleri önceden planlamanız, en iyi koşulların ne olduğunu düşünmeniz gerekebilir. Hava sıcaklığından, çevrede bulunabilecek insanlara, pratik kıyafetlere kadar bir sürü ayrıntıyı hesaba katmanız gerekecektir. Ya da bir partide, ev sahibinizin yatak odasında, evin kilerinde, merdivenlerde nasıl yapabilirsiniz? Arabada: Günün hangi saatinde, nereye park etmeli? Bu planların avantajı ise uygun koşulları bulduğunuzda ortaya çıkacaktır.Erkekler her zaman seks ister mi? Onun nasıl bir havada olduğuna dikkat etmeyi unutmayın. Çiftler arasında iki tarafın aynı anda istemesi fenomeni vardır. Dikkatini çekmeyi ve onayını almayı başardıysanız onu istediğiniz tarafa doğru yönlendirin.

Koşulların uygun olduğunu tespit ettiniz. “Sence şimdi burada birlikte olsak nasıl olurdu?” gibi sorularla uğraşmayın. Direkt öpmeye ve dokunmaya başlayın. Çoğu zaman sözcüklerin anlamsızlaştırdığını davranışlar manalı kılabilir. Ellerinizi bacak arasına sokun ve arzunuzu belli edin.

En iyisi sizin bir miktar yüksekte durabileceğiniz merdiven, basamak gibi yerler ya da sabit koltuklar, sandıklar, masa tenisi masaları gibi eşyalardan faydalanmaya bakın. Bu tecrübeden ikiniz de memnun kalırsanız ilerde risk almaktaki cesaretinizde gözle görülür bir artış olacaktır.

Tabusuz seks

Erotik bir oyun içersinde farklı rollere bürünmek nasıl olurdu? Birileri sizi seyrederken birlikte olmak ister miydiniz? Üstünüzdeki tek kıyafet jartiyerken göğüs uçlarınızın çevresini meyveli dudak koruyucu sürseniz sevgiliniz nasıl etkilenir.Havaya sokmak için: Evinizde ortalıkta erotik dergiler bırakın ya da önceden kararlaştırdığınız komedi filmi yerine erotik bir film kiralayarak ona sürpriz yapın.

Telefonda konuşuyorsunuz. Kimse sizi dinlemiyor, utanacak hiçbir şey yok. Gözlerinizi kapatın ve aklınıza gelen soruları sormaya başlayın. “Çırılçıplak önünde diz çöksem ne yaparsın?” “Seni ellerinden yatağa bağlayıp aklıma geleni yapsam hoşuna gider miydi? Neler yapmamı isterdin?” Telefon konuşmasından sonraki görüşmeniz heyecanlı olacaktır.

Adım adım: Cinsel hayatınızı bir gecede komple değiştiremezsiniz. Hayalinizdeki her şeyi bir kerede gerçekleştirmeye çalışmayın. Ufak tefek değişikliklerden başlayın, fetiş eşyaların olabilir mesela, ya da başka rollere bürünme oyunları, birbirinizi fazla zorlamayın.

Erkekler her zaman pohpohlanmak ister. Deneysel seks de buna dahildir. İyi yaptığı her şeyi övün. Bir yandan da hoşunuza gitmeyenlerin üstünde çok fazla durmayın ama bunun sizin zevkiniz olmadığını fark etmesini sağlayın.

Sevişirken Ne Hissediyor?

Erkek sevişirken ne hissedder, nasıl tahrik olur? Onun tüm vücudunu titretmek ve aklını uçurmak için dört adım!

1. adım: Cinsel uyarı!

Beyni

Bir erkek hemen hemen her şeyden tahrik olabilir. Provokatif bir bakış, belli bir tondaki ses, ani bir okunuş…Hiç bi erkek uygunsuz bir yerde tahrik olmak istemez. Bu isteğini bastırma durumu heyecanını besler.

Vücudu

Erkeğin beyni sikiş izle moduna geçer geçmez vücudu sabırsızlıkla heyecanlanmaya başlar. Ateşi yükselir ve kanına karışmış olan kimyasal haberciler derisini son derece hassas bir hale getirir. Basitçe anlatmak gerekirse tüm bedeni tırmanan cinsel hazzını takip etmeye, dolayısıyla da sertleşmeye başlar.

Onu delirtin

“Kendini bırakıp tutmak arasında kararsız kaldığı bir evredeyken kontrolü kaybetmesini sağlayın” diyor Kerner. Erkek beyninin, fiziksel durum üzerinde büyük bir kontrolü vardır. Buradaki kilit nokta onu çıldıracak hale getirmek için kullanacağınız oyunlar olacaktır. Onunla ilgili açık saçık rüyalarınızı itiraf edin ya da uygunsuz bir yerde sizin için çıldırmasına yol açacak yerlerine dokunun.

Yumuşak olun

Şu anda en küçük hareketleri bile çok güçlü hissettiği için dokunuşlarınızı yumuşak ve tahmin edilemez bir boyutta tutmanız gerekir. “Bir dahaki sefere neresine dokunacağınız konusunda merak içinde kalmalı” diyor seks uzmanı Ava Cadell. Tırnaklarınızı vücudunda gezdirin, poposuna dokunun ya da dudaklarınızı yavaşça kasıklarında dolaştırın.

2. adım: Patlamaya hazırlık

Beyni

O şu anda iki farklı tarafa çekiliyor; sizi memnun etmek için işleri yavaş ve duygusal tutması gerektiğini biliyor ama sizi tamamen ele geçirmek için de sabırsızlanıyor. Kerner, “Bu safhada erkekler şefkat ve içgüdüleri arasında dolaşırlar” diyor ve ekliyor: “Kendi fiziksel açlıkları o kadar baskın olur ki kadına odaklanmakta güçlük çekebilirler.”

Vücudu

Burada meydana gelen fiziksel değişimleri izlemeniz mümkün. Artık daha sert dokunuşlara cevap verdiğini ve acı eşiğinin iyice yükseldiğini, nefesinin hızlandığını gözlemlemeniz mümkün. Artık tamamen uyarılmış durumdadır, ne kadar tahrik olursa boşalmak için o kadar sabırsız hale gelecek ve beklemesi imkansızlaşacaktır. İşte tam bu an erkek için birleşme zamanıdır. Çünkü zevkinin tırmanması ancak birleşmeyle mümkün olabilir.

Değişen isteklerini kontrol altına alın

Sizin de yoğunluktaki değişimi hissettiğinizi ona gösterin. “Biraz sert davranın, neredeyse bir aslan terbiyecisi gibi davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Tutkusunu kaybetmemesi ve kışkırtılması gerekir” diyor “Why Men Are The Way They Are” (Erkekler Neden Oldukları Gibidir) kitabının yazarı Warren Farrell. Ellerini yukarda birleştirip, dudaklarına ateşli bir öpücük kondurun. Bu tutkulu dudak kilitleme, arzu iletişimini sağlayacaktır. Bir başka çıldırtıcı durum da bacaklarınızla bacaklarını kilitlemektir. Kürek kemiğine, omurgasına ve poposuna özen göstermeyi ihmal etmeyin.

Vaat edilmiş topraklara girmesine izin vermeden önce tırnaklarınızı yavaşça vücudunda dolaştırın.

“Belindeki ve omurlarındaki sinirler doğrudan cinsel organlarına bağlıdır. O yüzden buraları harekete geçirmenin büyüleyici bir etkisi vardır. Bu aşamada son noktayı dilinizle koymanız zincirleme zevk dalgasını tetikleyecektir” diyor Kerner.

3. adım: Dayanıklılık testi

Beyni

“Erkekler, eğer baş döndürücü bir final istiyorlarsa o yolu gitmeleri gerektiğini bilirler. O yüzden o hayvani dürtülerini bir kenara bırakıp olaydan zevk almaya çalışırlar ama çok fazla değil” diyor Farrell. Basitçe anlatmak gerekirse kafasının içinde bir ‘dur’ etkisi olmalıdır. Seksi olmayan şeyler düşünmek ona bu noktada yardımcı olacaktır. Ama kendini bir kez aşağılara çektiğinde tekrar hızlanması da uzun zaman alabilir. Bu noktada bir fantezi denizine atlayıp kendini tekrar kızıştırması gerekebilir. Bu arada olaydan kopup gittiğini hissedebilirsiniz.

Vücudu

“Bu safhada ‘çeşit’ erkekler için her şeydir” diyor Kerner ve durumu şöyle açıklıyor: “Fiziksel olarak aldığı zevk, beline, poposuna ve kasıklarına sıcak bir kemer gibi dolanmış durumdadır ve zevk dalgaları bu bölgelerden tüm vücuduna yayılır. Fiziksel olarak her an ayrı bir savaş içinde bulunduğundan erkek, farklı sürtünmeler, ritimler için büyük bir açlık duyar. Değişken hız ve pozisyonlar sayesinde hem aldığı zevk artar, hem de kendisini daha kolay kontrol eder.”

Şehvet denizinde yüzmesine yardım edin

Onun sizi geriden takip ettiğini hissediyorsanız açık saçık konuşma zamanı gelmiş demektir. Onunla birlikteyken kendinizi ne kadar seksi hissettiğinizi söyleyin ve bir takım isteklerde bulunun; ‘daha fazla’, ‘daha sert’ gibi…

İhtiyacı olan his kokteylini ona verin

Bunun için şu üç hareketi deneyebilirsiniz. Kendinizi yukarı doğru kaldırın. Üzerine çıkın; böylece hem onu kızdıracak yavaş hareketler hem de onu delirtecek dönüşleri yapmak sizin elinizde olacak. Son görev olarak, onu son noktaya taşıyacak sert sürtünmeleri yaratın. Gerektiğinde yavaşlayın, bu bekleme süresini ne kadar uzun tutarsanız patlama o kadar güçlü olacaktır. Ve tabii bu arada sizin durumunuz da garanti edilmiş olur.

Patlama Zamanı

Beyni

Boşalmadan hemen önceki zamanda sevgilinizin beyni tamamen kapanır. “O an hissettikleri tarafından ele geçirilmiş bir haldedir ve akabinde inanılmaz bir rahatlama hisseder. Aklını seksten uzaklaştırmasına yardım eden ‘prolaktin’ salgılanmaya başlar” diyor Kerner. Eğer yataktan fırlayıp “Hadi arabayı yıkayalım” diyen biriyle beraberseniz artık nedenini biliyorsunuz. Tabii çoğu adam seksten sonra uyuyup kalır; demin kendinden geçmesine yol açan aynı ‘endorfin’ travesti ile seksten sonra onu uyutur.

Vücudu

Boşalmadan hemen önce bütün vücudunun sertleştiğini hissedebilirsiniz. Bütün enerjisini son vuruşlar için saklıyor gibidir. Patlamadan önceki gerginliktir bu. Normalde 0.8 saniye aralıklarla dört ya da beş kasılma olur ve bunların ilkleri en güçlü olanlarıdır.

SEKSİ AMA KİME GÖRE…?

Hiç aklınıza gelmeyen detaylar ile erkeklere seksi görünmek mümkün aslında.. 

Topuklu ayakkabılar, mini etekler ya da bir göğüs dekoltesi başka iyi saklanmış sırlarımız var mı erkeklerin yüreğini ağzına getiren ve bizim bilmediğimiz? Erkeklerin travestiler de çekici bulduğu yönler erkekten erkeğe göre değişebilir fakat ortak taleplerden oluşan bir derleme yaptık sizin için:

– Erkeklere neyi seksi bulursunuz sorusuna alınan cevaplardan dürüst olmak gerekirse fizik (Göğüs, karın, kalça, biçimli bacaklar…) bir numarada.

– Kimi için en önemlisi yüz. Özellikle bakışlar çok etkili. Yüzü boya kutusundan çıkarcasına değiştirmekse anti-seksi bir durum. Özetle makyajsız istanbul travestileri daha seksi buluyorlar. Rujsuz dudakları ve fondötensiz bir yanağı öpmek onlara daha cazip geliyor.

– Kimine göre de ense, dizlerin arkası ve ayak bileği bir travestiler de en seksi buldukları yerler. Ayak bileğinin üzerine gelen bir pantolon, bir göğüs dekoltesine göre daha uyarıcı.

– Erkekler özgüvenli travestileri oldukça seksi buluyorlar. Başka travestileri tehdit unsuru olarak görmeyecek kadar kendine güvenen travestiler … Biriyle konuştuğunuzda duruşunuz, bakışınız, sözlerinizle güçlü bir travesti imajı çizmelisiniz. Böyle bir travestilerden etkilenmeyen erkek neredeyse yok.

– Kadınlığın sadece cinselliği hatırlatmaması da erkeklere seksi geliyor. Yani onların hobilerini de paylaşmak gerek. Onlarla futbol konuşmak, playstation oynamak gibi… Bu durumda erkeklerin sadece kendi arkadaşlarıyla eğlendiği klişesini de bir kenara bırakmak gerekiyor.

– İngiltere’de Leeds Üniversitesi’nin bir araştırması, erkekleri etkilemek isteyen travestilerin tenlerinin en fazla yüzde 40’ını açıkta bırakması gerektiğini ortaya kondu. Bu oranın üzerinde açanlar ise sadakatsiz olarak görülüyor. Bu durumda dengeli bir dekolte sizin doğru yolda olduğunuzun işareti.

-Duygularını yansıtmaktan kaçınmayan travestiler de erkeklere oldukça seksi geliyor. Yanlarında ağlayan, sinirlenen, öfkelenen bir travesti erkeğin gözünden oldukça çekici aslında.