Browse Tag

Travesti

Travesti İle Yeni Moda: Nemfo – Fetişm

Travesti ve erkek arasındaki üreme üzerine kurulu tek eşli ilişkinin doğruluğuna inanılmıştır hep. Bunun dışındaki tüm cinsellikler anormal, ahlaksız ve sapkın kabul edilmiştir. Bu inanışa göre; çoğunluktaki insanların normal cinsel eğilim ve tutkularla doğdukları; diğerlerinin yani azınlığın değişken, sapkın cinsel istek ve tutkulara sahip oldukları söylenmiştir. Bu “geleneksel” görüşün aksine bir bakış açısı daha var. O da hepimizin cinsel isteklerinin ve çıkış noktasının temelde aynı olduğu fakat hissettiklerimizin sosyal, politik, psikolojik olarak farklılıklar gösterebileceği ve zamanla değişebiliyor olması.

Bu yeni bir fikir değil elbette. Sigmund Freud, 20’nci yüzyılın başlarında bunlardan bahsettiğinde radikal olarak adlandırılmıştı. Bu fikirleri, ardından fetişizm fikrini getirdi. Çünkü fetişizm genellikle normal olmayan seks demekti. Ancak fetişizmi Freud’un savunduğu gibi cinsel bir değişim ve olgunlaşma içerisinde ele alacak olursak bu olguyu “tuhaflığından” çıkarabilir, popüler kültüre doğru yanaştırabilir ve bu dev tabuyu normalleştirebiliriz. Son zamanlarda karşılaştığımız birçok popüler kültür olayı, dönemin trendini gözler önüne seriyor aslında: Kate Moss, Playboy’un 60’ncı yaşını deri bandajlar içinde kutladı. Dita Von Teese, bir burlesk yıldızı olarak silinip gitmek yerine; moda ahalisinin vazgeçemediği bir karakter olarak büyümeye devam etti. Robert Wilson’ın Louvre’da sergilenen video yerleştirmesinde çıplak Lady Gaga, halatla havada can çekişiyordu. Leonardo DiCaprio’nun rol aldığı “The Wolf of The Wall Street” filmindeki karakteri, bir dominatriksle düzenli bir ilişki yaşıyordu. Lars Von Trier’nin “Nymphomaniac” ındaki sahnelerin neredeyse hepsi, bizi aynı yerde buluşturuyordu. Fetiş, siyah kedigözü makyaj ve kırmızı rujdan bir adım daha ileri gitti, moda oldu.

travesti

Aslında moda zaten uzun zamandır, daha doğrusu Helmut Newton’un çekimlerinden beri “edepsiz”. Online alışverişin en hipster sitesi İngiliz Asos; lateks elbiseler satıyor; Amerika’da Target, Fifty Shades of Grey isimli bir iççamaşırı koleksiyonu çıkardı ve görünen o ki, masum el işlerinin yuvası diye bildiğimiz Etsy, fetiş giysilerin yeni yuvası. Araştırmalara göre seks oyuncakları endüstrisi de patlama yapmış durumda. Örneğin her gün bir yenisi açılan online fetiş alışveriş siteleri, iç çamaşırları ve meşhur erotik markaların ürünlerini satıyor. Araştırmalar, global seks oyuncakları pazarının şimdi yılda dokuz milyar dolar kazandığını söylüyor; rakamın 2020’ye kadar 65 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Yani küresel satışlar, iPhone satış rakamıyla yarışacak gibi görünüyor.

Fetiş, Marquis de Sade’ın “Justine” ve “Juliette” inden yani 1700’lerden bu yana ana akımı eğlendiriyor. Şimdi her şeyi değiştiren küçük ve edepsiz bir kitap, “Fifty Shades of Grey”, 90 milyonluk satışıyla tüm zamanların en hızlı baskıya giden kitabı. Yayınlandıktan kısa süre sonra film uyarlaması için çalışmalar başlıyor. Filmin oyuncu seçimleri diğer gişe rekortmeni filmlerinki kadar merakla bekleniyor. Başrolünde, Anastasia karakterini canlandıracak olan Dakota Johnson, geçen ayın Amerikan ELLE’ine kapak oldu bile. Değişen dünya politikalarıyla ve çeşitli “baharlarla” birlikte, toplumların sınırları da ortadan kalkıp başka şekillere bürünmeye yelteniyor. Medikal blog The Lancel, yayınladığı bir makalesinde eskiden sapkın olarak nitelenen ve kabul edilen birçok kültürel içeriğin, şimdi “farklılık” olarak adlandırıldığını belirtiyor. Raporda aynı zamanda en çok kadınların davranışlarının değiştiğini, İngiliz kadınların artık daha çok seks ankara travesti partnerine sahip oldukları ve daha çok deneyimledikleri anlatılıyor. İkinci feminist dalgası ve 1960’lar ve 1980’ler cinsel devrimleri, kadınların özgürleşmesini destekliyor. Cinsel özgürlüklerini en sonunda kutlayabilen istanbul travestileri, kutsal bakire ya da ev hanımı kadın tiplemesine sıkışmayı reddediyorlar. “Uygunsuz” iç çamaşırlarıyla gezmek ya da giymemek, güçlendiklerini sembolize ediyor.

“Perv” isimli kitap, bu durumun bu durumun fetiş halini destekliyor. Yazarına göre, erkeklerin fetiş anlayışları daha katı. 100 kişide 99 erkek, parafili yani insan olmayana cinsel istek duyabiliyor. Örneğin hayvanlarla, Eyfel Kulesi’yle, çitlerle ya da 70 model bir arabayla ilişki yaşayanları duymuşsunuzdur. Fakat sorulduğunda, kadınların erkeklerden daha çok fetiş sahibi olduğu söyleniyor. Kitapta kadınların cinsel deneyimler konusunda daha “akışkan” ve korkusuz olduğu vurgulanıyor. “What Do Women Want” ve “The Other Side Of Desire” kitaplarında Daniel Bergner; kadınların erkeklerden daha korkusuz olduklarını, deneyimlerinde dominant olmayı tercih ettiklerini, erkeklerinse çoğunlukla pasif olmaktan hoşlandıklarını dile getiriyor. Travesti partnerleri üzerinde üstünlük taslamak istemelerinin yalnızca “fantezi dünyalarında” yer aldığının altını ısrarla çiziyorhalini destekliyor. Fetişizmi biz neresinden yakalıyoruz peki? Günde birkaç defa Instagram’a girmek gibi bir güdümüz var artık. Kendi fotoğraflarımızı paylaşıyoruz ya da gördüğümüz fotoğrafların özellikle bazılarını “like” lıyoruz. Renkli duvarların, kahve ve kurabiye, şampanya ve Rolex kombinlerinin, selfie’lerin bizi heyecanlandırıyor olması yeterince fetişist değil mi?

Ankara Travestileri İle Romantizm

Mürekkep izi taşıyan aşk mektuplarının, beklenmedik şekilde kapımıza bırakılan çiçeklerin bizi şaşırttığı bir dönemdeyiz. Fransız filozof Jean-Cassien Billier’nin “Seks her yerdeyse aslında hiçbir yerdedir” sözleri; tek gecelik ilişkilerin, sms, e-posta ve tweet’lerin yönlendirdiği hızlı ve mekanik bir hayatın, her şeyin ulaşılabilir olmasının yarattığı aleladeliğinin ve heyecansızlığın damga vurduğu bir zaman diliminde yaşadığımızı hatırlatıyor. Tüm bunlar bünyemize yüksek dozda enjekte edilirken bambaşka bir duyguya, biraz şefkate, yavaşlamış ve uğruna çaba sarf edilen ilişkilere, Fransa’da yok satan David Foenkinos’un kitabının da başlığı olan ve “İncelik” kelimesiyle Türkçeleştirebileceğimiz “Délicatesse”e ihtiyacımız var belki…

Kitap aniden eşini kaybetmiş dul bir kadının, çok hoş ve etkileyici patronunun yakışıksız ve ısrarcı tekliflerini geri çevirip daha sıradan fakat incelikli tavırlarıyla dikkat çeken bir erkeğe âşık olmasını konu ediyor. Evet, biraz incelik, nezaket ve romantizm istiyoruz artık. Sadece ilişkilerde değil; hayatın her alanında, iş dünyasının kaosunda, sosyal yaşamda, seçtiğimiz kıyafetlerde, hal ve tavırlarımızda, okuduğumuz kitaptan seyrettiğimiz filme romantizm arıyor, ona özlem duyuyoruz. Ama aptalca, çiğ ve çocuksu bir romantizmden ziyade; duyguların ağır bastığı, özen ve dikkat isteyen, sabrın ve yavaşlığın öne çıktığı bir manzaraya dahil olmak istiyoruz. İşte en zoru da bu… En zoru; içinde yaşadığımız hedonist çağda romantik olmayı öğrenebilmek ve bu şekilde gerçek hazzı yakalamak. Peki, gerçek romantizme cesaretiniz var mı?

İLİŞKİLERDE “FIN AMOR” DÖNEMİ
Geçen mayıs ayında Le Parisien Gazetesi’nin yaptığı bir araştırma, gençlerin yüzde 67’sinin sms yerine mektup almayı özlediklerini ortaya koydu. “Cinsel terörizm”in yaşandığı bu sınırsız özgürlükler çağında, Ortaçağ Avrupası’nın “fin amor” diye tanımladığı ince aşka, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Duyguları açığa çıkarmaktan korkmadan ince aşka özgü bir yiğitlikle kalbini açmak, karşındakini tanımaya çalışmak ve beklemek. Ama sanki önceden kurgulanmış bir aşk stratejisi izler gibi değil de; duyguların peşine takılarak beklemek, hesapsız ve kitapsız… İşte tüm bu süreçtir zevki katlayan, cinsel mutluluğu doruğa taşıyan. Romantik kişi; uğruna çabaladığı aşkını sıradanlaştırmadığı, yüksek bir mertebeye koyduğu ve ona nazik davrandığı için, kavuştuğunda bir orgazmdan daha da kuvvetli duygular yaşayacaktır. Gerçek romantikler asla cinselliğe sırt çevirmez, sadece daha kaliteli ve daha heyecanlı bir seks için yavaş ve özenli hareket ederler. Cinselliğin banalleştirilmesine son verilip onun tekrar kutsallaştırılmasında, daha şık ilişkiler kurabilmekte yatıyor gerçek romantizm. Cinselliği sadece genital organlara indirgemeden, onu bakışlarda, ten kokusunda ya da bir öpücükte aramaktır ince aşk.

KİTAPLARDA, MÜZİK VE SİNEMADA AŞK!
Geçen ağustos ayında yayımlanan Contribution A la Théorie du Baiser kitabıyla öpüşmenin farklı kültürlerdeki yerine ve çeşitli öpüşme tekniklerine göz atan filozof-yazar Alexandre Lacroix, tam da bahsettiğimiz noktaya değiniyor ve bir öpüşmenin inceliğinde arıyor romantizmi. Ağustos 2011’de Can Yayınları’ndan çıkan Aşka Övgü kitabı da, aşkı yücelten bir çalışma. Fransa’nın en çok okunan yazar ve felsefecisi Alain Badiou, kitapta çıkarı ve güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı yeniden keşfetmeye çağırıyor bizi. Aşkı okumanın yanı sıra; onu dinliyor ve seyrediyoruz. Ocak 2012’de piyasaya çıkan Göksel’in son albümü “Bende Bi’ Aşk Var”, duygusal şarkılarıyla bize aşkı hatırlatıp yaşatırken; ona düşkünlüğümüzü müzikal boyutta gözler önüne seriyor. Şubat 2011’de gösterime giren Aşk Tesadüfleri Sever ve iki kez beyazperdeye konuk olup DVD’si yok satan İncir Reçeli; aşkın engellerle nasıl başa çıkabildiğini, “ince aşka” özgü bir kahramanlık ve fedakarlık duygusuyla nasıl yaşandığını gösteren filmler olarak aşk yolculuğunun romantik nitelemelerinden sayılabilir. Aşkın değersizleşti(rildi)ği günümüzde, romantik bir dönem filmi olan Jane Eyre’i seyretmek; gerçek aşk için katlanılan zorlukları görmek açısından önemliydi. 9 Şubat-28 Mart tarihleri arasında Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde görülebilecek olan İsmail Acar’ın “Aşk” adlı retrospektifiyse, Sultan Abdülaziz’in Napolyon III’ün eşi Eugenie’ye olan aşkını gözler önüne seriyor.

Kısaca cinsel terörün, sevgisizlik ve yozlaşmanın hakim olduğu dünyada, içimizdeki “Sindirella”yı uyandırmak istiyor, gerçek aşkı arıyor, güzel ve estetik olanı seviyor, ahlakçılığa teslim olmadan değerlerimize sahip çıkıyor ve geleceğe umutla bakıyoruz. Belki de içinde yaşadığımız belirsizlik ve kaos ortamını küçük mucizelerle aşmak sandığımızdan kolay!

Baş Ağrısına Karşı Travesti İle Seks Yapın!

Sekse bağlı baş ağrıları, doktorların her gün karşılaşılabilecekleri baş ağrıları arasında literatüre girmiştir. Diğer ağrı türü ise cinsel uyarıcı baş ağrılarıdır. AIDS hastaları da baş ağrısı problemleri yaşayabilirler. Ayrıca migren ve diğer tip baş ağrıları için kullanılan ilaç tedavileri, özellikle erkeklerde cinsel fonksiyonları etkileyebilirler.

Genellikle cinselliğin yaptığı baş ağrıları konuşulmakta ve tartışılmaktadır. Acaba, cinsel ilişkinin iyi geldiği baş ağrıları var mıdır?

CİNSEL İLİŞKİNİN İYİ GELDİĞİ BAŞ AĞRILARI

Küme baş ağrıları diye adlandırılan Cluster Baş ağrıları, cinsel ilişki ile rahatlayabilir.Küme baş ağrıları nadir görülür. (%1) Ağrılar gruplar/kümeler halinde gelir, 1-2 hafta veya ay sürer. Ağrılar şiddetli, fakat kısa sürelidir, genellikle 1-2 saat sürer. Ağrı, bir göz çevresindedir. Bu gözde kanlanma ve aynı tarafta burun akıntısı olabilir. Her gün aynı saatte olur, gece yarısı da olabilir. Sigara ve alkol kullananlar da daha sık yaşanır.

AĞRI VARKEN YAPILAN CİNSEL İLİŞKİ, ORGAZM ZAMANINDA AĞRIYI SONLANDIRABİLİR

Hastalığın neden olduğu kesin olarak bilinemese de, bu hastalıkta, beyinde sempatik denilen sinirlerde fonksiyon azalması ve parasempatik denilen sinirlerde fonksiyon fazlalığı bulguları görülmektedir. Ağrı varken yapılan cinsel ilişki, orgazm zamanında ağrıyı dramatik olarak sonlandırabilmektedir. Cinsel ilişki, sempatik sinirlerin fonksiyonunu artırmaktadır. Bu konuda yapılmış olgu sunumlarını içeren yayınlar bulunmaktadır. Ayrıca yine sempatik sinirlerin fonksiyonu artıran ağır fiziksel egzersizler de, küme ağrılarına iyi gelebilmektedir.

Cinsel ilişki ile baş ağrılarınızı azaltabilirsiniz

Genel olarak, cinsel ilişkinin migren ağrıları üzerinde negatif etkisi olduğu söylenebilir. Baş Ağrıları diye gruplandırılan ağrıların birçoğunun kökeninde migren ağrıları bulunmaktadır. Ancak, kökeninde psikolojik streslerin ve gerilimlerin bulunduğu gerilim baş ağrıları, migrenden farklılıklar göstermektedir. Cinsel ilişki, cinsel doyum, bir tür rahatlama ve gevşeme yöntemleridir. Yoğun sıkıntı ve stres içerisinde yaşayan ve sürekli baş ağrısı çeken, kendine oldukça az zaman ayırabilen günümüz insanında, cinsel ilişkiler rahatlama ve baş ağrılarında azalmalar yaratabilir.

Almanya’ da Münster Üniversitesi tarafından yapılan ve Cephalalgia adlı tıp dergisinde yayınlanan ‘The impact of sexual activity on idiopathic headaches’ başlıklı araştırmada, ‘ankara travestileri ile seks yapmanın baş ağrısına ağrı kesicilerden daha iyi geldiği’ belirlendi (1).

Rastgele seçilen 800 migren ve 200 küme baş ağrısı olan hastaya bir anket formu gönderilerek baş ağrısı atakları sırasında seksüel aktivitede bulunup bulunmadıkları ve bunun baş ağrısı üzerine etkisi soruldu.

Migreni olanların yüzde 38’ i, küme baş ağrısı olanların yüzde 48’ i bu anketi cevapladılar.

Bunlar içinde de migrenlilerin yüzde 34’ ünün, küme baş ağrısı olanların ise yüzde 31’ inin böyle bir tecrübeleri olduğu tespit edildi.

Migreni olanların yüzde 60’ ı travesti ile seks sırasında baş ağrılarının geçtiğini (bunların yüzde 70’ i ağrının kısmen veya tamamen düzeldiğini bildirdi), yüzde 33’ ü ise baş ağrısının şiddetlendiğini bildirdi.

Küme baş ağrısı olanların yüzde 37’ si ataklarında düzelme olduğunu (bunların yüzde 91’ i kısmen veya tamamen iyileşme bildirdi), yüzde 50’ si ise kötüleştiklerini bildirdi.

Özellikle migreni olan erkek hastaların seksüel aktiviteyi tedavi maksadıyla kullandıkları görüldü.

Araştırmanın sonuç bölümünde “Baş ağrısı olan hastaların çoğunun atakları sırasında seksüel aktivite ile ilgili bir tecrübeleri olmadığı ama seksüel aktivitenin bazı migren ve küme baş ağrılı hastaların şikâyetlerini kısmen veya tamamen giderdiği” ifadelerine yer verildi.

The Telegraph gazetesinde yer alan habere göre araştırmayı yapan nöroloji uzmanları şu görüşleri dile getiriyorlar (2):

“Araştırmamız, migren atağı sırasında cinsel ilişkide bulunmanın bazı hastaların baş ağrısına iyi gelebileceğini hatta tamamen ortadan kaldırabileceğini ve baş ağrısı varlığında seksüel aktivitenin sıradışı bir durum olmadığını gördük.

İstanbul travesti ile Seks, bazı migren ve küme baş ağrısı ataklarını geçirebilir. Hastalar içinde seksi akut baş ağrısı tedavisi için kullananlar da var.

Seks, vücut tarafından üretilen tabii ağrı kesici olan endorfin salgısını tetikleyerek etki göstermiş olabilir.

Haz duygusunun serotonin salgısını artırarak baş ağrılarını geçirmesi de mümkün. ”

travesti

Gelelim neticeye

Bu araştırmadan şu sonuçları çıkardım:

1- Baş ağrısını bir ‘bahane’ olarak kullanan kadınların bu araştırmadan sonra yeni bir mazeret üretmeleri şart oldu.

2- Sauna, masaj evi ve diğer tüm ‘umumhaneler’ bundan sonra tabelalarına ‘Migren Tedavi Merkezi’ veya ‘Baş Ağrısı Tedavi Kliniği’ benzeri ifadeler yazarlarsa kim ne diyebilir?

3- Bundan sonra herkesin içinde yanlış anlaşılırım diye “Başım ağrıyor” denmesi mümkün olmayacak.

4- “Başım ağrıyor, başım ağrıyor/Başına kurban olayım” türküsü milleti galeyana getirebileceği gerekçesiyle yasaklanırsa şaşırmayalım (3).

5- Doktorların ‘Bana ağrı kesici yazmayın mideme dokunuyor’ diyen hastalarına cevaplarını merak ediyorum.

6- Hastalar da doktorlarından ‘ağrı esici hap istemede’ zorlanırlar gibi geliyor bana.

7- Bakalım hastanelerdeki ‘Baş Ağrısı Polikliniklerine’ giden hastası azalacak mı?

8- Aklıma gelen daha başka şeyler de var ama birden ‘Başıma bir ağrı girdi, gideyim bir ağrı kesici hap alayım da rahatlayayım bari… ”

Geniş bir hastalık grubuna sahip olan baş ağrılarının nedenleri ve tedavileri de çok farklıdır. Baş ağrısı konusunda yapılan araştırmalar ise çarpıcı pek çok sonuç ortaya çıkartmaktadır. Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, baş ağrısının nedenleri ve cinsel ilişkinin iyi geldiği ağrı tipleri ile ilgili bilgi verdi.

Tüm dünyada baş ağrıları için yılda 13.000 ton aspirin kullanılmaktadır. Hafif veya 1 2 kez olan ağrılar için insanların pek çoğu, doktora başvurmamaktadır. Bu nedenle baş ağrılarının gerçek sıklığını tahmin edebilmek de güçtür.

Baş ağrıları, geniş bir hastalık grubudur ve birçok türü bulunmaktadır. Baş ağrısının 13 ana grubu bulunmakta ve bunlar da alt gruplara ayrılmaktadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrıları önemli ve sık görülen grupları oluşturmaktadır. Seyrek görülen, fakat olduğunda da oldukça rahatsız eden ve bazen hayati önemi de olabilen baş ağrısı türleri de vardır.

Cinsel ilişkiye bağlı baş ağrıları, hekimlerin günlük pratikte karşılaşılabilecekleri baş ağrıları arasına girmiştir. Bir diğer ağrı türü cinsel uyarıcı baş ağrılarıdır. AIDS hastaları da baş ağrısı problemleri yaşayabilirler. Ayrıca migren ve diğer tip baş ağrıları için kullanılan ilaç tedavileri, özellikle erkeklerde cinsel fonksiyonları etkileyebilirler.

Küme baş ağrıları diye adlandırılan Cluster Baş ağrıları, cinsel ilişki ile rahatlayabilir. Küme baş ağrıları nadir görülür. (yüzde 1) Ağrılar kümeler halinde gelir, 1-2 hafta veya ay sürer. Ağrılar şiddetli, fakat kısa sürelidir, genellikle 1-2 saat sürer. Ağrı, bir göz çevresindedir. Bu gözde kanlanma ve aynı tarafta burun akıntısı olabilir. Her gün aynı saatte olur, gece yarısı da olabilir. Sigara ve alkol kullananlar da daha sık yaşanır.

Hastalığın neden olduğu kesin olarak bilinemese de, bu hastalıkta, beyinde sempatik denilen sinirlerde fonksiyon azalması ve parasempatik denilen sinirlerde fonksiyon fazlalığı bulguları görülmektedir. Ağrı varken yapılan cinsel ilişki, orgazm zamanında ağrıyı dramatik olarak sonlandırabilmektedir. Cinsel ilişki, sempatik sinirlerin fonksiyonunu artırmaktadır. Bu konuda yapılmış olgu sunumlarını içeren yayınlar bulunmaktadır.

Genel olarak, cinsel ilişkinin migren ağrıları üzerinde negatif etkisi olduğu söylenebilir. İlişki Baş Ağrıları diye gruplandırılan ağrıların birçoğunun kökeninde migren ağrıları bulunmaktadır. Ancak, kökeninde psikolojik streslerin ve gerilimlerin bulunduğu gerilim baş ağrıları, migrenden farklılıklar göstermektedir.

Cinsel ilişki, cinsel doyum, bir tür rahatlama ve gevşeme yöntemleridir. Yoğun sıkıntı ve stres içerisinde yaşayan ve sürekli baş ağrısı çeken, kendine oldukça az zaman ayırabilen günümüz insanında, cinsel ilişkiler rahatlama ve baş ağrılarında azalmalar yaratabilir.

Travesti Partner İle Güvenli Seks

Travesti partnerinizle seks yaparken güvenlik önlemlerini almak sizleri cinsel yolla bulaşabilen hastalıklardan korumayı sağlar. İster vajinal, ister anal, ister oral seks yapıyor olun kesinlikle güvenli sekse dikkat edin!

Ve unutmayın sekste cinsel birleşmeden daha fazlası vardır! Partnerinizle vajinal, anal ya da oral seks yapmadan da fiziksel yakınlaşmanın tadını çıkarabilmenin birçok yolu vardır. Güvenli seks öpüşmek, sarılmak, masaj yapmak, ovuşturmak, okşamak, kendi kendinize ve ankara travesti partnerinizin cinsel organına dokunmak gibi birçok aktiviteyi de içermektedir. Eğer partnerinizin sağlık riski taşıdığını düşünüyorsanız, niye size cinsel yolla bulaşan hastalık ya da planlanmamış gebelik riski yaratmayacak başka yakınlaşma çeşitlerine yönelmeyesiniz ki?

Nasıl güvende kalabilirsiniz?

  • Eğer vajinal, oral ya da anal seks yapıyorsanız daima prezervatif kullanın.
  • Prezervatif kullanmak, hem gebeliğe hem de cinsel yollarla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlayan tek doğum kontrol yöntemidir. Doğum kontrol hapları ya da diyafram gibi diğer doğum kontrol yöntemlerini kullanıyor olsanız dahi daima prezervatif de kullanın.
  • Eğer korunmasız cinsel ilişki yaşıyorsanız, istanbul travesti partnerinizle riskler hakkında konuşun. Bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar tedavi edilebilir ancak HIV gibi bazıları ise tedavi edilemez, unutmayın güvenli seks hakkında sizin kararınız önemlidir.
  • Seks yapmadan önce partnerinizle prezervatif kullanma konusunda anlaşmalısınız. Unutmayın partneriniz prezervatif kullanmaya yanaşmıyorsa HAYIR deme hakkına sahipsiniz.
  • Eğer partnerinizin cinsel ya da anal bölgesinde gözle görülür bir yara ya da ülser varsa asla seks yapmayın (prezervatifle bile) ve bir sağlık kuruluşuna ya da doktora görünmesini tavsiye edin.
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar bir insandan diğerine oral seksle de bulaşabilir. Eğer ağzınız partnerinizin penisine temas edecekse, hastalıklardan korunmak için prezervatif kullanmalısınız. Eğer ağzınızda kesik ya da yara varsa ya da diş etlerinizde problem varsa, oral seks yapmaktan kaçının.
  • Eğer seks oyuncakları kullanıyorsanız hastalıklar bunlarla da geçebilir, bu yüzden dikkatli olmalısınız. Prezervatif kullanın ve her ilişkiden önce prezervatifi değiştirin. Kullandıktan sonra da oyuncaklarınızı ve ellerinizi güzelce yıkayın.

Partnerinizle seks hakkında konuşmaktan çekinmeyin. Güvenli seks için birçok yöntem vardır, mutlaka sizin için en uygun olanı seçmenizi ve uygulamanızı tavsiye ederiz.

Başlıca Korunma Yöntemi: Prezervatifler

ankara travesti

Erkek prezervatifi nedir?

Erkek prezervatifi ya da kondomu, erekte olmuş penise takılan lateks, plastik ya da hayvan zarından yapılan ince bir kılıftır. Bu kılıf içinde spermlerin bulunduğu meninin kadın vajinasına girmesini önler. Gebeliği önlemede, yalnızca prezervatif kullanımı % 85 oranında, spermisit (sperm öldürücü) yan ürünlerle kullanıldığı zaman ise % 97 oranında etkilidir.

Erkek prezervatifleri neden yapılır?

Çoğu prezervatif lateks adı verilen bir tür kauçuktan yapılmaktadır. Lateks prezervatifler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı en iyi korumayı sağlayan türdür. Bir tür plastik olan poliüretandan da prezervatifler yapılmaktadır. Ancak bu tür, lateks olanlara göre daha pahalıdır ve daha çabuk yırtılmaktadır. Bu çeşit daha çok latekse alerjisi olanlar için üretilmektedir. Ayrıca hayvan zarından (derisinden) yapılan “doğal” prezervatifler de mevcuttur. Bu çeşit de pahalıdır ancak hamileliği önleme ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma açısından oldukça etkilidir.

Lateks prezervatiflerin ne tür çeşitleri bulunmaktadır?

Prezervatiflerin her biçim, boyut ve malzemeden yapılan türleri mevcuttur. İşte prezervatif alırken incelemeniz gereken bazı prezervatif türleri:

Aroma

Bu türler erkekler oral seks yaşarken kullanılsın diye yapılırlar. Kayganlaştırıcılı olmaz ve çeşitli aromaları olanları bulunur.

Renk

Prezervatifler çeşitli renklerde olabilmektedir. Prezervatifin rengi onu daha az ya da fazla etkili kılmaz.

Kayganlaştırıcı

Prezervatifleri çoğu önceden kayganlaştırıcılıdır. Bu kayganlaştırıcı, birçok hastalık yapıcı mikrobu ve spermleri öldüren (spermisit) bir madde de olabilmektedir. Kayganlaştırıcı özellikle prezervatif yırtıldığında hamileliği karşı fazladan bir koruma sağlayabilmektedir. Kayganlaştırıcılı prezervatiflerin tadı kötüdür ve oral seks için tavsiye edilmez.

Boyut

Standart boyut erkeklerin çoğuna uymaktadır. Ekstra büyük prezervatifler ve standarttan biraz daha küçük ve daha sıkı olan “dar” türler de bulunmaktadır.

Biçim

Bazı prezervatif türlerinde erkek boşaldığında meniyi tutması için küçük bir çıkıntı vardır. Diğerlerinin üst kısmı ise yuvarlaktır.

Kalınlık

Ekstra güçlü prezervatifler mevcuttur. Bu tür diğerlerine göre daha güçlüdür ve özellikle anal seks ve prezervatif yırtılması sorunu olan erkekler içindir.

Bir erkek ne zaman prezervatif takmalıdır?

Özellikle beraber olduğu istanbul travestileri, cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğuna dair küçücük bir ihtimal varsa, bir erkek, başka birisiyle her cinsel ilişkiye girdiğinde prezervatif takmalıdır. Erkekler sık sık oral seks sırasında bu hastalıkları kapmaktadırlar, dolayısıyla prezervatif kullanımı bu tür durumlar için de geçerlidir. Prezervatif her türlü temastan önce takılmalı ve erkek boşaldıktan sonra çıkartılıp hemen atılmalıdır.

Erkek prezervatifi nasıl kullanılır?

Prezervatifin yırtılmaması için paketini açarken dikkatli olmalısınız. Prezervatifi takmadan önce meni için ayrılan kısmın içindeki havayı boşaltın ve prezervatifi ereksiyon halindeki penisin üzerinde yuvarlayarak açın. Eğer meni için ayrılmış kısım yoksa prezervatifin üst kısmında biraz boşluk bırakın.

Seks yaptığınız her seferde yeni bir prezervatif kullanmanız gerekir. Prezervatif, penis vajinaya yaklaşmadan önce takılmalıdır. Eğer prezervatifle birlikte kayganlaştırıcı da kullanacaksanız, su bazlı kayganlaştırıcı kullandığınızdan emin olun. Vazelin, krem ya da masaj yağı gibi yağ bazlı kayganlaştırıcılar prezervatifin yırtılmasına neden olabilmektedirler. Maya mantarının neden olduğu enfeksiyonlar için kullanılan bazı ilaçlar da prezervatiflerin yırtılmasına neden olabilirler.

Önceleri spermisit (sperm öldüren) kayganlaştırıcılı prezervatiflerin cinsel yolla bulaşan hastalıkları önlediği düşünülürdü. Ancak yeni yapılan araştırmalar bu tür maddeler vajina ve penisi tahriş edebileceğinden bu tür hastalıkların yayılması riskini arttırdığı göstermektedir. Yine de spermisitli prezervatifler hamileliğin önlenmesi açısından ekstra koruma sağlamaktadır.

Erkek prezervatifleri neden yırtılır?

Bir prezervatifin yırtılmasına neden olabilecek birçok sebep vardır. Prezervatifin son kullanma tarihi geçmiş olabilir. Prezervatif uygun bir şekilde muhafaza edilmemiştir. Yetersiz ya da yanlış kayganlaştırıcı da prezervatiflerin yırtılmasına neden olabilir. Son olarak prezervatif, penis için küçük olabilir.

Prezervatif seks esnasında neden çıkar?

Bir prezervatifin seks sırasında çıkmasının iki sebebi olabilir: ya prezervatif penis için fazla büyüktür ya da erkek ereksiyonunu kaybediyordur.

Kadın prezervatifi nedir?

Kadın prezervatifi her iki tarafında esnek halkalar bulunan poliüretan (plastik) tüptür. Halkalardan biri kapalıdır. Kadın prezervatifleri gebeliği önlemede % 75 etkilidir.

Kadın prezervatifi nasıl kullanılır?

Cinsel aktivite başlamadan önce kadın, prezervatifi, kapalı halkası rahim boynu tarafına gelecek, diğer ucu, labiyaları (vajinanın dışındaki dudaklara) hafifçe saracak şekilde vajinasına yerleştirir. Prezervatif spermlerin rahme ulaşmasını engeller. Prezervatif seksten hemen sonra çıkarılmalıdır.

Kadın prezervatifleri cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar mı?

Kadın prezervatifleri de cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır, ancak en iyi korumayı erkek prezervatifi sağlar. Kadın ve erkek prezervatifleri aynı anda birlikte kullanılmamalıdır. İki ürünün sürtüşmesi ürünlerin yırtılmasına neden olabilir.

Prezervatif kullanmak, cinsel yolla bulaşan hastalıkları ve istenmeyen hamilelikleri engellemek açısından çok etkili bir yöntemdir. Güvenli cinsel birleşmeler için her zaman prezervatif kullanmanızı tavsiye ederiz.

Partnerlerin Yataktaki Hataları

Seks hayatınızı canlandırmak ve yatak odanızda çok daha keyifli saatler geçirmek için aşağıda size bahsedeceğimiz, kadınların seks konusunda sıkça yaptığı hatalardan mutlaka kaçının!

Göğüs uçlarını es geçmek

Göğüs uçları, sinir uçlarının yoğun olduğu bir bölgedir ve genelde kadınların erojen bölgesi olarak bilinir. Bu nedenle de pek çok kadın erkeklerin göğüs uçlarıyla çok ilgilenmez. Siz bu hatayı yapmayın! Partneriniz de en az sizin kadar göğüs uçlarından tahrik oluyor olabilir. Erkeğinizin göğüs uçlarını nazikçe emin, bunu yaparken dilinizi kullanmanız partnerinizin daha da çok zevk almasını sağlayacaktır. Alternatif olarak göğüs ucunun çevresiyle de ilgilenebilirsiniz.

Seksi başlatan taraf olmamak

Bu kadınların genelinin en çok yaptığı hatadır. Seks için ilk adımı sürekli partnerinizin atmasını beklemeyin. Seks için ilk adımı atan ilk siz olduğunuzda, partneriniz seksin sizin için de önemli olduğunu görecek ve bu onun hoşuna gidecektir. Erkekler, ilk adımı atan kadınları daha seksi bulurlar ve onu seksüel açıdan istediğinizi bilmesi bile partnerinizi tahrik etmeye yeter.

Yatakta tepkisiz olmak

Partnerinizin yataktayken iyi zaman geçirdiğinizi anlamasına izin verin. Sekste en önemli şeylerden biri, kendinizi anın akışına bırakmaktır. Partneriniz, sizin tahrik olduğunuzu görmekten ve duymaktan keyif alacaktır. Ağzınızdan çıkacak sözlerden ve seslerden korkmayın, unutmayın ki doğal olan; bir şeyden zevk aldığınızda bunu belli etmenizdir.

Seksi yatak odasına hapsetmek

Neden seks hayatınızı yatak odanızla kısıtlı tutuyorsunuz? Partnerinizle hiç beklemediği bir yerde seks yaparak onu şaşırtın.

Erkekler iki şeyin kombinasyonunu çok severler; macera hissi ve kadınlarının beklenmedik bir anda seks yapmak istemesi. Daha ne duruyorsunuz, hayal gücünüzü çalıştırın, yeni yerler keşfedin ve partnerinizle ateşli anlar yaşayın.

Orgazmlarınızdan partnerinizin sorumlu olduğunu düşünmek

Kadınların bilmesi gereken en önemli şey, orgazm olmalarının kendi ellerinde olduğudur. Partneriniz yatakta ne kadar özverili olursa o kadar iyi, buna itirazımız yok, ama kendi zevk alışınızdan ve tatmininizden kendinizin sorumlu olduğunu da unutmayın.

Partnerinizden zihninizi okumasını beklemeyin, onunla iletişim içinde olun ve sizi nelerin tahrik ettiği ve size nasıl dokunulmasından zevk aldığınızı ona anlatın. Eğer bu konuları konuşmak size zor geliyorsa seks sırasında ellerinizle onu yönlendirebilirsiniz.

 

 

İstanbul Travestileri İle Seks Gerçekleri

Birçok kişinin “gereksinim” olarak adlandırdığı istanbul travestileri ile seks, aslında gelişigüzel gelişen bir olay. Tabii bu olayı güçlendiren unsurlar da var!

istanbul travestileri

 

ORGAZM SIRASINDA KASILMA SAYISI

Uzmanlar erkeklerin bir orgazm sırasında ortalama 10–15 kasılma yaşadığını söylüyor. Ayrıca her bir kasılma arasında ortalama 0.1–0.6 saniye arasında bir aralık olduğunu tespit etmişler. Bunu bilmek ne işimize yarayacak demeyin! Zira bu bilgilerle olabilecek kasılmalara karşı hazırlıklı olarak bilinçli bir seks yaşayabilir ve cinsel birleşmeyi daha zevkli hale getirebilirsiniz.

ATEŞLİ BAŞLANGIÇ

Bilim adamları, penis ucu ve klitorisin aslında aynı derecede hassas olduğunu ve ön sevişme sırasında çok işe yaradığını söylüyor!

ORGAZMA ULAŞMAK SADECE 7,3 DAKİKA

3 mü 5 mi derken uzmanlar tartışmada son noktayı koydu:
Erkekler için orgazm olmak 7,3 dakikayı alıyor! Spekülasyon değil bilimsel bir veri bu. 1587 erkekle yapılan bir araştırmada 1380 kişi ortalama 7,3, 207 kişi ise 1,8 dakikada orgazm olmuş.

İŞİN SIRRI PEYNİRDE!

Bilim adamları peynirin içinde bulunan “phenylethylamine” adlı bir kimyasalın (kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor) kan dolaşımını hızlandırdığını kandaki glikoz seviyesini yükselttiğini söylüyor. Bu da beyne “aşk sinyalleri” gönderiyor ve daha iyi bir travesti ile  seks için kolları sıvamış oluyorsunuz! Şimdi anladınız mı İtalyan ve Fransızların niye bu kadar “ateşli” olarak bilindiklerini. İşin sırrı peynirde!

ORTALAMA BİRLEŞME HIZI SAATTE 45 KM

Çok hızlı gibi gelebilir ama sperm bir kez vajinaya girdiğinde yavaşlıyor. Hatta hızı dakikada 3 milimetreye düşüyor. Dölyatağına 45 dakikada ancak ulaşabiliyor.

ORGAZM TAKLİDİNİ ERKEKLER DAHA ÇOK YAPIYOR

İngiltere’de yapılan bir araştırma 18–34 yaşındaki erkeklerin yüzde 42’sinin ve araştırmaya katılan tüm erkeklerin yüzde 19’unun orgazm taklidi yaptığını ortaya koydu. Bu yüzden seks terapistleri ankara travesti partnerinizin iyi bir ‘oyuncu’ olabileceğini göz önünde bulundurmanız gerektiğini söylüyor. “Yatakta başarılı olabilmek” erkeklerin üzerinde de büyük bir baskı unsuru. Ancak unutmayın ki hedefe her zaman tam olarak ulaşamamak onların bu oyundan keyif almadıkları anlamına gelmez.

SPERM MİKTARI

Bir erkeğin yaşamı boyunca 53 litre sperm ürettiğini biliyor muydunuz?

ORGAZM ÂŞIK YAPAR MI?

Orgazm sırasında, her iki cinsiyet tarafından salgılanan “oxytocin” hormonu (orgazma ulaşmada etkili olan bir hormon) ile âşık olmak hem istanbul travesti hem de erkek için yüksek ve etkili bir yoğunlaşma aracı olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar bu sebeple birbirine daha çok yoğunlaşmış olmuş çiftlerin, kendilerini aşıkmış gibi hissettiklerini söylüyor.

YALANCININ MUMU NEREYE KADAR YANAR?

Yapılan araştırmalar, her dört kadından birinin partnerini aldattığını ortaya koyuyor. Ancak bunların sadece yüzde 28’i yakalanıyor.

ASLINDA ŞARTLAR EŞİT!

Genellikle her erkek penis boyunun büyük olmasıyla övünür. Oysa kadın klitorisi de penis kadar büyük bir organ. Uzmanlar 10 yıl öncesine kadar bunu ölçemediklerini itiraf ediyor. Ancak artık biliniyor ki bu bölüm vajinaya kadar uzuyor, oradan iki kola ayrılıyor ve vajinal dudaklara kadar geliyor. Bu da bir penis boyuna eş değer. Bu yüzden orgazm sırasında eşit şartlara sahip olduğunuzu unutmayın.

BİRAZ YARDIMIN BİR ZARARI YOK!

Kadınların mastürbasyon yaparak orgazma ulaşmaları, seks yaparak orgazma ulaşmalarından daha kolay olabiliyor. Normal bir kadının mastürbasyon yaparak orgazma ulaşması sadece dört ya da altı dakika içerisinde gerçekleşebiliyor.

ERKEK İYİ KOKU ALIR!

Finli bilim adamları bir araştırma yapmış; bir grup kadın ve erkeğe, kadınların adet dönemi öncesi ve sonrası giydiği tişörtler koklatılmış. Erkeklerin tercihi, yumurtlama döneminde giyilen tişörtler olurken kadınlar farkı anlamamış bile.

KOKU DAHA ÇABUK EREKSİYON SAĞLIYOR

Beyninizin belli bir bölümü koku duyusunu yönetir. Burun hücreleriniz; ter, ten gibi kokularla uyarıldığında, beyninize ‘sekse hazır’ olduğunuza dair sinyaller yollanır. ABD’deki Berkeley Üniversitesi uzmanları kadınlardaki koku duyusunun çok gelişmiş olduğunu, bu sayede daha çabuk ereksiyon olduklarını söylüyor.

BAZI ŞEYLERİN ŞAKASI OLMAZ!

Penis kasılması (priapism) çok acı veren ve 2 saatten fazla sürebilen bir durumdur ve komik hele hele dalga geçilebilecek bir durum değildir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız onu en yakın hastaneye götürmelisiniz. Çünkü bu durum doku zedelenmesine veya cinsel ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir.

TELEFONLARI KAPAMIYORUZ!

Dünya çapında yapılan bir araştırma, yine ilginç bir gerçeği ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 14’ü, seks sırasında çalan telefona cevap veriyor!

ERKEKLER DOĞUM KONTROL HAPI KULLANSIN MI?

Araştırmalar, kadınların çoğunluğunun bu soruya “evet” dediğini gösteriyor. Batılı erkeklerin üçte ikisi bunu kabul etmeye hazırken, Doğulu erkekler buna razı değil! Erkekler için doğum kontrol hapı çalışmaları Edinburgh Üniversitesi’nde devam ediyor.

KADINLAR, EĞİTİM ARTTIKÇA RİSKİ SEVİYOR

İngiliz uzmanlar, üniversite mezunu olan kadınların, liseden terk kadınlara göre oral seksi daha çok tercih ettiğinin, doktora mezunlarınınsa lisans mezunlarına göre bir gecelik ilişkiyi daha çok tercih ettiklerini tespit etti.

ZENCEFİLİN FAYDASI

Erkek ereksiyonunda kan akışının düzenli olması önemli. Zencefil gibi bitkilerin kan dolaşımını güçlendirdiğini unutmayın.

ERKEKLERİN SIRRI

Erkeklerin yüzde 35’inin penislerine bir evcil hayvan ismi verdiğini biliyor muydunuz?

SEKS GÖĞÜSLERİ DESTEKLER

Göğüsleriniz okşandığında, kan akışınız hızlanıyor ve toplardamarınız genişliyor. Bu da, göğüslerinizin büyümesini sağlıyor. Erkeklerin büyük bir çoğunluğunun iri göğüs sevdiğini düşünürsek fena bir şey sayılmaz değil mi?

O BİR İTALYAN AYGIRI

Peynirin seksi hareketlendirdiğinden bahsetmiştik. Chicago’da yapılan bir araştırma peynirli pizza kokusunun erkekteki seks isteğini artırdığını gösterdi.

ERKEK BOŞALMADAN ORGAZM OLABİLİR

Çünkü bu ikisi aynı şey değil diyor uzmanlar. Orgazm; vücudun kasılmalarla, kalp atışının hızlanmasıyla seksüel tansiyonun boşalması anlamına gelir. Boşalma ise sperm sıvısının boşalmasıdır. Erkekler bu ikisini karıştırır. Ancak bu bölgedeki kaslarını kontrol edebilenler için durum farklıdır. Bu şekilde ereksiyon süresi uzar ve boşalmadan orgazm olmak mümkün olabilir!

MİSYONER POZİSYONUNA DİKKAT!

Özellikle “misyoner” pozisyonda sperm, boomerang gibi direkt yolunu bulabilir unutmayın ve korunmak konusunda önceden önleminizi mutlaka alın.

ERKEKLER İÇİN SPOR, SEVİŞMEK GİBİ

Araştırmalara göre heyecanlı bir futbol maçı seyreden erkeğin testisleri çekilebilir ve sertleşebilir! Bu, “seksüel anlamda heyecanlanmayla” aynı diyor uzmanlar.

KADINLAR DA EREKTE OLUR!

İspanyol seksolog Dr. Cabello Santamaria tarafından yapılan bir araştırma, bütün kadınların erekte olma yeteneğinin olduğunu fakat çok azının başarılı olduğunu gösteriyor. Bunu da vajinanın ön duvarındaki G noktasına borçlu olduklarını söylüyor ünlü seksolog.

ERKEKLERİN ‘HASSAS’ NOKTALARI

Erkeklerin de tıpkı ankara travestileri gibi göğüs ve popolarının “hassas” olabilir unutmayın!

SEVİŞTİĞİNİZ ZEMİN ÖNEMLİ

Çok romantik bir an yakaladınız ve ortam ısınmaya başladı. Ama yerde yıpranmış bir halının üzerinde, rahatsız edici bir birliktelik düşünmüyorsunuz değil mi? Çünkü araştırmalar, düz ve yumuşak zeminlerin ateşli seksi desteklediğini belirtiyor.

 

BİRLEŞMEYE GİDEN YOL MUTFAKTAN GEÇER!

Amerika’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre orgazm sonrasında penisteki kan akışının yiyeceklerle hızlandığı tespit edilmiş. Buna göre portakal, çikolatalı tatlılar bu akışı en çok hızlandıranlar arasında.

SPERMİN İÇERİĞİ ZENGİNDİR!

Orgazm sonrasında ortaya çıkan sıvı yağdan fakir, şekerden zengindir! 1 çay kaşığı ölçeğindeki sıvıda yaklaşık 5 kalori ve 500 milyon civarında sperm bulunur. Bu sıvı; aynı zamanda şeker, su, C vitamini ve protein içerir!

HAYAL ETMEK İYİDİR!

Yine yapılan araştırmalardan ortaya çıkan bir gerçek: ABD’nin seks araştırmalarıyla ünlü Kinsey Enstitüsü uzmanları, kadınların yüzde 38’inden fazlasının cinsel içerikli bir rüya gördükleri sırada orgazm olduklarını tespit etmiş.

Hiperseksüalite Nedir?

Seks hayatında arzulu olmak, her zaman şehvetli bir davranış olarak görülse de, aşırı heves bazen bununla birlikte sıkıntıları da getirebiliyor. Bu sıkıntılardan biri de, dünyada yeni kabul edilen tanılardan biri olan hiperseksüalite.

Hayatlarının büyük bir çoğunluğunu cinselliği düşünerek geçiren kişiler için ‘sapık’, ‘azgın’ gibi kaba kavramlar kullanılsa da aslında bunun incelenmesi gereken bir durum olduğu da gözden kaçmamalı. Bu kişiler, günde en az üç saatini cinselliği düşünmeye ayırıyor ve bu uğurda ailelerini bile kaybedebiliyor. İşte aramızda yaşayan ve belki bugüne kadar davranışlarına anlam veremediğimiz bu kişilerin yaşadığı soruna hiperseksüalite deniliyor.

Erkek ve travesti için geçerli bir durum olarak kabul edilen hiperseksüalite, aşırı cinsel istek anlamına geliyor. Uzun yıllar boyunca yaşanılan, fakat ender olarak görüldüğü için kabul edilmeyen bu tanımlama, son yıllarda su yüzüne çıktı. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Genel Sekreteri Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, hiperseksüalite hakkında bilgi verdi.

Nemfomani

Nemfomani, Yunanca ‘nymphe’ kız ve ‘mania’ delilik sözcüklerinin birleşiminden meydana geliyor. Kadınlarda aşırı cinsel isteğe verilen bir isim olarak düşünülse de, Doç. Dr. Cem İncesu, bunun yanlış olduğunu söylüyor. İncesu, “Nemfomani diye bir tanımlama tıpta yok. Nemfomani sadece yirminci yüzyılda üretilen bir deyim. Cinsel isteğini ifade eden, belirli toplumsal kurallara tabi olmadan cinselliğini yaşayan ya da cinselliğini aşırı ifade eden istanbul travestileri için kullanılan bir deyim. Toplumsal bakış açısıyla erkeklerin her türlü cinsel davranışını onaylayan, kutsayan, pozitif algılayan bir toplumsal bakış açısında ortaya çıkmış. Bu bakış açısı, travestiler için ise tam tersini düşünüyor; toplumsal anlamda ankara travestileri dışlayan bir ifade. Klinik anlamda bir karşılığı da yok. Yirminci yüzyılda tıp dünyası tarafından kullanılmış ama son 20-30 yılda tıpta dil olarak kullanımdan çıktı. Aynı şey frijit deyimi ve iktidarsızlık için de geçerli. Bunlar toplumsal olarak üretilmiş şeyler” diyor.

7

Cinsel bağımlılık

Psikiyatr Doç. Dr. Cem İncesu, “Son yıllardaki gelişmeler, yani herkesin çok rahat özgürce sınırsız şekilde internet aracılığıyla ulaşabildiği siteler, porno materyalleri, cinsellik konusunda yeni tanımlamaların ihtiyacını doğurdu. Psikiyatrik sınıflandırma sistemi, güncellenen bir sistem ve yeniden sınıflandırılacak. Revize edilecek sistemde hiperseksüalite de taslak olarak yeni bir tanım olarak kabul edilecek. 18 yaş üstü erkek ve kadınlar için geçerli bir tanım olacak olan hiperseksüalite, cinselliği bağımlılık düzeyinde yaşamak, cinsellik yüzünden yaşamın diğer alanlarını ihmal etmek, cinselliği azaltmak istese bile bunu yapamamak anlamına geliyor” diyor.

Birçok kişide aşırı cinsel istek olabilir, fakat bu hiperseksüalite demek anlamına gelmiyor. Bu durum, insanların cinselliği çok fazla istemesiyle karıştırılıyor.

Zaten cinsel istekte çok fazla norm da olmuyor; şu kadar istemek normal, bundan daha fazlası patolojik’ denilemiyor. Doç. Dr. Cem İncesu, “Sabaha kadar orgazm olanlar var, fakat bu keyifli bir durum değil, son derece sinir bozucu ve acı verici bir durum. Bu vakalarda, örneğin araba kullanırken, merdiven çıkarken ya da markette alışveriş yaparken orgazm başlayabiliyor” diyor.

Kamçılanan cinsellik hiperseksüaliteyi artırıyor

Hiperseksüalitenin altında yatan sebeplerden biri de, çocukluktan başlayarak yaşanan yetiştirme koşulları oluyor. Abartılan, kamçılanan, özellikle övünülen ve beklenen cinsellik anlayışı çoğunlukla erkeklerde hiperseksüalitenin doğmasına neden oluyor. Erkekler, ne kadar çok cinsel isteği olursa, ne kadar çok cinsellik yaşarsa, bir gün içinde kaç kere yaşarsa gibi kıyaslamalarla büyüyor ve birçok erkek, bunu sırtında bir yük olarak taşıyor. Cinselliği aşırı şekilde yaşamak, toplumsal anlamda övgüye değer olarak kabul ediliyor.

İlgi arayışı da hiperseksüalite sebepleri arasında yer alıyor. Kadınlarda daha çok görülen ilgi arayışında, cinsellikten haz almayan, doyum yaşamayan ama kendilerini cinsel olarak ifade etmek için görünüm ve beden dilini kullananlar var. Bu kişiler, çok fazla cinsellik yaşamıyor ama ilgiyle doyum sağlıyor.

Ev tutanlar var!

Doç. Dr. Cem İncesu, bu kişilerin rahatça cinselliği düşünebilmek için gizli bir ev bile tutabildiklerini ve her şeyden vazgeçebildiklerini belirtiyor. Bu kişiler eğer evliyseler eşlerine, ilişki yaşıyorlarsa sevgililerine cinsel isteklerini gösteremiyorlar. Çünkü bütün ilgilerini gün içinde bitirmiş oluyorlar. İş yerinde başarısız olmaya başlıyorlar; çünkü gün boyunca cinsellikle ilgili düşünceleri nedeniyle işlerine konsantre olamıyorlar. Bu nedenle hiperseksüalite bütün yaşamı etkiliyor.

Doç. Dr. Cem İncesu, “Tekrarlayan sürekli ilişkiler özellikle erkeklerde, travesti partnerlerine karşı çekicilik kaybı yaşatıyor. Bu kişilerin düzenli ilişkisi sarsılıyor. Cinselliği sanal alemde, pornoda yaşıyor, istanbul travesti partneriyle ilişkisi ise sıfıra iniyor. İlişkisi sıradanlaşmaya başlıyor” diyor.

Bazı hastalıklar neden olabiliyor

Kafa travması geçirmiş, beyin tümörü nedeniyle cinsel istekleri fazla olan kişilerde de hiperseksüalite olabiliyor. Örneğin gün içinde elinde olmadan sürekli olarak orgazm olan hastalar da olabiliyor. Bu kişiler, alışverişe giderken, araba kullanırken, günde 50 kez orgazmı yaşayabiliyor.

Manik depresif gibi bazı psikiyatrik rahatsızlarda da aşırı cinsel istek görülebiliyor. Bazı epilepsi olgularında da bu sorun yaşanabiliyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, bazı ilaç kullanımları nedeniyle de hiperseksüalite ortaya çıkabiliyor. Doç. Dr. Cem İncesu, nadir de olsa bu tür olayların yaşanabildiğini belirtiyor: “Hiperseksüalite ileri yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. 70 yaşından sonra, bastırılmış bir cinsel yaşamı olan bireylerde, bunamanın ilk belirtileri olarak aşırı cinsel davranışlar görülebiliyor. Örnek olarak pencereden cinsel organını gösterenler, toplum içinde soyunanlar olabiliyor. Bu yaşlı kişilerin yaşadığı sorunlardan biri de hiperseksüalite oluyor. Çocukluktan başlayan, cinselliği bastırma, cinsellikle ilgili günahkârlık duyguları ise bu sorunun ortaya çıkmasındaki en önemli nedenler arasında yer alıyor.”

Eyleme de dönüşüyor

Hiperseksüalite, sadece sanal olarak ya da düşünce olarak da kalmıyor ve eyleme de dönüşebiliyor. Sürekli porno izleyen kişi tahrik oluyor ve düşünmekten daha fazlasını istemeye başlıyor. Haz duydukça, tahrik oldukça, bir ankara travesti partnerle hayallerini gerçekleştirmek isteyebiliyor. Bunları yaşama eğilimi de artıyor. Fakat bu kişiler genelde böyle bir durumda evli oldukları ya da ilişki yaşadıkları kişiyle birlikte olmak yerine başkalarıyla olmayı daha çok tercih ediyor. Bu da beraberinde aldatmayı, evlilikte cinsel sorunları ve hatta boşanmaları getiriyor.

Tedavisi mümkün

Tedavisinde ilaç kullanılabiliyor, düzenli cinsel ya da bireysel terapi yapılıyor. Yurt dışında ise hiperseksüalite için grup terapileri deneniyor. Örneğin Amerika’da, hiperseksüalite için özel klinikler açılıyor ve spesifik tedavi programları oluşturuluyor.

 

İstanbul Travestileriyle Ten Uyumu Şart Mı?

Ruh eşi, ruh ikizi, bir elmanın iki yarısı veya ten uyumu…

Bir zorunluluk mu yoksa yeni dünyanın bir komplosu mu? var mı, yok mu? varsa nasıl anlarız, yoksa nasıl erkenden kaçarız? cinsel, fiziksel ya da duygusal… Kimi uzmanlar seks için “OLMAZSA OLMAZ” diyorlar. Kimi uzmanlarsa “Ten uyumu hikayelerine kanmayın” diye uyarıyorlar. İşte bilim dünyasındaki ten uyumu tartışmaları ve daha fazlası… Beyindeki ve hormonal düzeydeki aktiviteleri incelediğimizde hangi özelliklere sahip insanların sizi heyecanlandırdığını anlayabiliriz.

istanbul travestileri

NEREDEN ÇIKTI BU TEN UYUMU?

Dilimizden düşmeyen “ten uyumu” kavramının ilk kez kimin tarafından ortaya atıldığı bilinmiyor. Gel gelelim pek çok dilde ve kültürde muadillerine rastlamak mümkün. Hatta her dilde bunun için bir atasözü bile var. Mesela İngilizler “Birds of a feather flock together” derler. “Aynı tüyün kuşları birbirlerine yapışır” anlamına gelir. Almanlar, “Jeder topf hat einen deckel” derler ki bu aslında bizim kültürümüzdeki “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” atasözüyle aynı anlama gelir. İşin özeti ten uyumu, herkesin bildiği ancak bir türlü kanıtlanamayan bir kavramdır. Bazı bilim insanları halen ruh eşi, ten uyumu gibi kavramların bilimsel açıdan, kesin olarak kanıtlanamadığını söylüyorlar.

Arizona Üniversitesi Nöroloji Departmanı Başkanı Dr. David M. Labiner, “Aşık olduğumuzda ya da cinsel olarak arzu duyduğumuzda beyinde ve hormonlarda çarpıcı değişiklikler olduğu doğru” diyor. “Ancak ten uyumu ya da ruh eşi gibi kavramları kesin olarak kanıtlayacak yeterli veriye ulaşmak mümkün görünmüyor. Bu nedenle ten uyumunun bilimsel olarak kanıtlandığını söyleyemeyiz.” Bu kısım madalyonun bir tarafı. Madalyonun diğer tarafında da pek çok bilim insanı bulunuyor. Power of Pleasure (Zevkin Gücü) kitabının yazarı Dr. Kristen Mark, “Beyindeki ve hormonal düzeydeki aktiviteleri incelediğimizde hangi özelliklere sahip insanların sizi heyecanlandırdığını anlayabiliriz” diyor. “Daha uzun vadede bu tahrik seviyelerinin ilişkiyi hangi noktalara götürdüğünü anlamak içinse sosyolojik araştırmalar gerekir. Çünkü beyin arzuladığı bir kişi hakkında aralıksız olarak ve aynı düzeyde elektrik akımı üretmez. Bir süre sonra aşık olduğu kişiye karşı ürettiği feromonlar normal düzeye geçerler. İşte bu aşamadan itibaren nörolojiden değil, bireylerin kişisel deneyimlerinden faydalanmak gerekir. Çünkü böylesi bir araştırma yalnızca fiziksel değişimleri değil, duygusal süreçleri de içerir. Dolayısıyla sadece hormonal ve nörolojik düzeyde ten uyumu kavramını ararsak çıkmaz bir sokağa girmiş oluruz.”

TEN UYUMUNU ANLAMAK MÜMKÜN MÜ?

Attraction and Attachment in Mammalian Reproduction (Memeli Üremesinde Zevk, Etkilenme ve Bağlılık) kitabı nın yazarı Dr. Helen Fisher konuya detaylı bir açıklama getiriyor. “Birini çekici bulmanız sırasında beynin bazı sinirsel devreleri harekete geçer. Norepinefrin isimli sinir iletkeni çekici bulduğumuz kişinin hafızamızda kalmasını sağlar. Salgıladığımız serotonin ve yüksek dopamin hormonları heyecan seviyemizin artmasına, kişi aklımıza geldiğinde onu arzulamamıza neden olur. Uyarıcı özellikleri olan phenylethylamine adındaki sinir iletkeni ise aşık olan kişilerin beyinlerinde daha yüksek seviyelerde elektrik akımına yol açar. Vasopressin hormonu ise kişinin bütün dikkatini eşine yöneltmesini ve dolayısıyla sadakati beraberinde getirir. Salgılanan yüksek oksitosin hormonu ise istanbul travestileri partnerlerin birbirlerine dokunmayı arzulamalarını ve daha sık temas halinde olmalarını sağlar.” Özetle eğer birini görüyor ve unutamıyorsak, ona bol bol dokunmak ve sarılmak istiyorsak; içimiz içimize sığmıyorsa o kişiyle ten uyumunu yakaladık demektir. Fisher, vücudun bu kimyasal değişimlere nasıl karar verdiğini de duyularla açıklıyor: “Fermonlar daha çok hayvan davranışlarında gözlemlenebilen, harici hormon (ektohormon) adı verilen dışa dönük mesajcılardır. Birini gördüğü- nüzde, sesini duyduğunuzda ya da dokunduğunuzda ondan hoş lanır ve tahrik olursanız vücudunuz istemsizce ısısını artırır ve ter bezleri harekete geçer. Bu kimyasal ve fizyolojik aktiviteler ise dışarıya bir koku salgılamanıza neden olurlar. Normal koku alma duyularıyla fark edilemeyen bu tahrik parfümleri karşınızdaki kişinin burnunun derinliklerinde olan afrodizyak algılama bölgelerine doğrudan mesaj gönderir.” İşte karşılıklı etkileşimin kimyasal formülü de bu oluyor anlaşılan. Görme, dokunma, işitme ve koklama…. Fisher, tabii sizin dominant duyu mekanizmasının hangisi olduğuna bağlı olarak bunun sırasının da değiştiğini belirtiyor.

PEKİ, TEN UYUMU OLMADIĞINI NASIL ANLARIZ?

“Ten uyumunu nasıl anlaşılır” sorusundan çok, “Ten uyumu olmadığını nasıl anlarız” sorusuna daha fazla makale yazılmış olması beni biraz üzdü açıkçası. Tersten düşünen ve ilişkisinden mutsuz olan insan sayısı sanırım daha fazla anla şılan. Öncelikle aşk ve ten uyumu arasındaki farkı belirtelim ki kimsenin aklında soru işareti kalmasın. Bu konuda Op. Dr. Erdoğan, ten uyumu olmadan da aşkın olabileceğini söylüyor. Bizzat aşkın değil, aşkta bağımlılık yaratan kısmın ten uyumu olduğunun altını çiziyor ve toplumda aşk yaşayanların sadece yüzde 10’unun ten uyumu olduğunu söylüyor. “Cinsel olarak fiziksel çekim aslında ilk başta hissedilebiliyor. O kişiye daha farklı dokunur onu daha farklı öpersiniz. İlk dokunduğunuzda içiniz bir tuhaf olur. Tüm damarlarınızın attığını hissedersiniz, özellikle de genital bölgenizde bir hareketlenme olur, onu ister, onu arzularsınız, dudaklarınız kurur.” Dr. Erdoğan, ten uyumunun da aşk gibi zaman içerisinde kaybolabildiğini belirtiyor. “İlk heyecanı yakalamaya çalışan kişiler zaman içerisinde monotonlaşan ilişkilerini ve duygularını harekete geçirmek için başka kişilerde yaşadıkları heyecanlara yöneliyorlar. Yakalanma korkusuyla da birleşen bu duygu illüzyonları sadakatsizliğe, tek gecelik ilişkilere yönelinmesine yol açıyor.” Hal böyle olunca ilişkiler yıpranıyor ve sonunda bitiyor. Dr. Erdoğan, “Bu nedenle ten uyumunun geride kalmaya başladığı anlarda ya çiftler arasında yapılacak konuşmalar ve cinselliğe katılacak yeni heyecanlarla bu sorun çözülmeli” diyor ya da daha ileri seviyelerde bir aile terapistinden destek alınması gerektiğini söylüyor. Uzmanlar ten uyumunun olmadığı ya da kaybolmaya başladığı durumları şu şekilde maddelendiriyorlar. Korku, kaygı bozukluğu, eşin kendisine dokunmasına tepki, eşe dokunmak istememek, erkekte güvensizlik duygusu ve travesti de isteksizlik… İlk belirtilerin cinsel ilişki süre ve sayılarının azalmasıyla başladığı söyleniyor. Bir başka önemli belirti ise uyuma esnasında ortaya çıkıyor. Eğer istanbul travesti partnerinize sarılıp uyuduğunuz günler sona erdiyse veya sarılıp uyusanız bile sabah birbirinizde ayrı köşelerde uyanıyorsanız o zaman vücudunuz ve içgüdüleriniz, çok geç olmadan önlem almanız gerektiğinin sinyallerini veriyor demektir. Baş başa romantik bir tatil, birkaç yatak oyuncağı ve seksi kıyafet başlangıç için doğru bir çözüm olabilir.

TEN UYUMU YOKSA İLİŞKİ YOK MU?

Zevkin Gücü kitabının yazarı Dr. Kristen Mark, “Suçu ten uyumuna atıp kolaya kaçmayın” diyor. Daha da önemlisi herhangi bir uyumsuzluğun ya da ilişkideki sorunun suçunu partnerde aramanın ilişkiyi sona götüren en kötü alışkanlık olduğunu belirtiyor. “Zamanla ortaya çıkan cinsel isteksizlik, sıklaşan kavgalar ve iletişim bozukluklarının suçunu travesti partnerinin eksikliklerinden kaynaklandığını düşünen kişiler özeleştiriye yönelmezler. Dolayısıyla kendilerinden kaynaklanabilecek sorunlara da gözlerini kapatmış olurlar. Bir ilişkide sorunlar hiçbir zaman tek bir taraftan kaynaklanmaz. Her iki tarafın da mutlaka kendini geliştirmesi veya düzeltmesi gereken alanlar bulunur. Bunun için kişiler kendisindeki hatalara odaklarını çevirmeli.” Herkes için doğru insanı bulduğu, aradığı ve aramaktan vazgeçmediği bir ay olsun.

4 ADIMDA UZUN İLİŞKİ

“Her şey çok güzel gidiyordu. Nasıl ayrıldılar anlayamadık” furyasına girmek istemiyor musunuz? Bugün aşk, farklılıkları görmeyecek kadar vücudunuzu sarmış, kanı beyinden başka bölgelere kaydırmış olabilir. Yol yakınken riskleri ortadan kaldırmanın dört temel adımı var. Uzmanlardan uzun ilişki konusunda istatistikler ve formüllerle tanışın.

Konuşma ve Yazma:

Psychological Science tarafından yayınlanan bir makalede yazma ve konuşma stilleri birbirine benzeyen çiftlerin yüzde 80’inin birlikte uzun yıllar geçirdikleri belirtiliyor. Texas Üniversitesi’ndeki kişiler üzerinde yapılan araştırmaya göre kullanılan kelimeler ve yazma biçimi, kişilerin içinde yaşadıkları sosyal ortam ve eğitim süreçleriyle şekilleniyor. Bu özellikleri birbiriyle benzeşen kişiler, ilişki içerisinde daha uyumlu oluyorlar ve uzun yıllar birbirleriyle iletişim kurabiliyorlar.

Kişisel Hedefler:
Araştırmaya göre hayatla ilgili benzer hırsları olan, hedefl erini aynı yükseklikteki çıtalara yerleştiren ve benzer ilgi alanlarına sahip olan kişiler daha uzun süre birlikte oluyorlar. Örneğin her ikiniz de dünyayı gezmek istiyorsanız o ilişki rahatça yürüyor.

Problem Çözme Biçimi:

İlişki uzmanı Dr. John Gottman, çiftlerin sadece mutlu olduklarıanların değil, ortaya problem çıktığında sergiledikleri davranışların uyumlu olmasının da uzun ilişkinin en önemli kıstaslarından olduğunu belirtiyor. Ekonomik sorunlarla verilen mücadelelerde soğukkanlı kalamayan; kavgaların ilk 3 dakikasında negatif duygulara odaklanan çiftlerin ilişki ömürleri pek de uzun olamıyor. Gottman’a göre sorunlara bir takım gibi yaklaşmak, tartışmalar sırasında “sen” ve “ben” yerine bolca “biz” kullanmak ve uzun tartışmalar yerine eylem odaklı ve pozitif bir ilişki yürütmek, uzun yıllar mutlu yaşayabilmenin temel formülleri.

Travestilerle Seksin Gizemli Dünyası

Cinsellik bize, bir kendine güven duygusu da verebilir; bizi sıkıntıya, kaygılara da boğabilir.

Cinsellik ya da travestiler ile seks bize sonsuz bir doyum duygusu verebilir. Gene cinsellik, kısır bir mücadeleyi kazanamayıp yarım bırakmışız gibi bir buruk tat bırakabilir ağzımızda.

İçimizi bir veriş, bir sunuş kıvancıyla doldurabildiği gibi vermeye can attığımız armağanları eşimize sunmaktan bizi alıkoyan bir korku da yaratabilir.

Cinsellik bize, bir kendine güven duygusu da verebilir; bizi sıkıntıya, kaygılara da boğabilir. İstekle gerçekleşen bir cinsel yaklaşım da vardır; çeşitli isteksizliklere karşın cinsel ilişki kurmak da. Cinsellik kişinin gururunu okşayan bir şey de olabilir; kişiyi utançtan utanca sürükleyen bir şey de! Cinsellik, yatağımızı her şeyin ötesinde bir sevgiyle doldurabilir; suçluluk duygusundan, korkudan, öfkeden doğan yumruklarıyla sevgiyi yataktan da kovabilir.

Kendimize dikkatli bir gözle bakarsak, geçirdiğimiz günün her saatiyle ilgili duyguların cinsel birleşmeye yansıdığını görürüz. Öğleden sonra yaptığımız, sonuçsuz kalmış bir tartışma bizim cinsel birleşmeye bir öfke tortusuyla yaklaşmamıza yol açabilir. Ya da sabahleyin aldığımız bir doğum günü armağanı, bir güzel dost mektubu, pırıltısını ve sevincini o geceki cinsel eylemimize katar. Öte yandan, evliliğin başlangıcında ortaya çıkan ve yıllar boyu sürüp giden anlaşmazlıkların kızgınlığı ve hıncı ile bunların etkileri kolayca hatırlanabilir. Oysa evlenmeden, hatta birbirimizi tanımadan çok önceki yılların birikimi olan birçok duyguların da yatağımıza sızmakta olduğunu… Bu eski duyguların bugün hâlâ yaşama ve sevme yöntemlerimize etki yaptığını kavrayıp bunları ayrımlamak zordur.

travesti

Çocukluğumuzdan kalma duyguları, bilerek ya da bilmeyerek, cinsel eyleme, eşimize beslediğimiz sevgiye (ya da sevgisizliğe) yansıtmamız kabildir. Örneğin sevginin verilebilecek, inanılabilecek bir şey olduğunu hissetmek gibi. Bu tür duygular çocukluğumuzda ana babamızdan gördüğümüz sevgiden kaynaklanır. Onlar bizden karşılıksız, hiçbir şey beklemeden sıcak, sağlam bir sevgi verebilmişlerse biz de büyüyünce kurduğumuz yakın ilişkilerde köle olmadan, kölelik beklemeden sıcak ve sağlam bir sevgi göstermeyi başarabiliriz.

Çocukluktan kaynaklanan birçok duygu cinsel yaşamda ve evlilikte başımıza irili ufaklı dertler açar. Bu duygular şiddetle arzulayıp elde edemediğimiz çeşitli doyumlarla ilgili olabilir. Çocukluğumuzda yeterince sevilip beğenilmemişsek yetişkinliğimizde kendine güvenemeyen biri olup çıkabiliriz. Çocuklukta son derece önemli olan sevilme arzumuza kavuşamamışsak şimdi bize sunulan sevgiye inanıp güvenmekte güçlük çekeriz.

Çocukluğumuzun korkuları da cinsel yaşamımızı ve evliliğimizi etkileyebilir. Bunlar, gerçek olayların doğurduğu korkular olabildikleri gibi, çocukluk hayallerinin yarattıktan da olabilir. Gözümüzde canlandırdığımız dehşetli şeyler, karabasanlar, ödümüzü koparan cezalar; cinsellikle ilgili her şeyimize suçluluk ve utanç gölgesi düşüren korkular; kendimize olan güvenimizi sarsıp sevilmeye layık olmadığımızı bize fısıldayan kuşkular, hep bu çocukluktan kalan tortulardır.

Küçüklüğümüzde baş gösteren öfke ve hınçlar da yetişkinlik yaşantımıza yansıyabilir. Kardeşlerimize, annemize, babamıza duyduğumuz kızgınlığı şimdi eşimizden çıkartabiliriz. Bunun bilincinde değilizdir belki de. Hatta o ilk öfkeleri çoktan unutmuşuzdur. O öfke anlarında neler duyup düşündüğümüz de belleğimizden iyice silinmiş olabilir. Çoğumuzun anımsadığı, “Ben de evden kaçarım o zaman pişman olurlar.” düşüncesidir. Çocukların öfke anlarında düşledikleri renkli ve heyecanlı öç alma yöntemleri gerçekleşmediği gibi anılardan da çarçabuk silinir, gider. Ne var ki bilinçaltında yaşarlar.

Böyle hayallerin yıllar yılı içimizde gizli olarak yaşayabilmesi kimimize doğal, kimimize ise garip gelecektir. Ne var ki bunlar çoktan unutulmuş oldukları halde tam cinsel ilişki sırasında dirilip bizimle birlikte yatağa girebilirler. Bizimle birlikte sofraya oturup eşimizle aramızdaki bir metrelik mesafeyi birkaç kilometreye çıkartabilirler. Ufacık bir kusur piresini kocaman bir suç devesine dönüştürebilirler. Kökü geçmişte olan bu tür duygular bilinçdışı da olsalar cinsel eylemlerimiz sırasında bizi rahatsız ederler.

Oysa biz burada, bugünü yaşamaktayız! Geri dönüp her şeyi yeni baştan kurmamıza imkân yoktur. Evliliğimiz çok eski de olsa, ancak “bugün”le işe başlayabilir, onarımı ancak “bugün”den başlatabiliriz. Geçmişteki olayların üstünde durmanın en önemli yararı “bugün”ümüze ve “yarın”larımıza ışık tutmalarını sağlamaktır.

Travestilerle Seks, Zevkli Bir Oyundur!

İlişkinizin ilk günkü gibi hareketli ve de heyecanlı olmasını istiyorsanız, onunla oyun oynamalısınız… Unutmayın, oyun sadece çocuklara özgü değildir…

Sevgilinizle uyumlu bir beraberliğiniz var. Ama ne kadar güzel olursa olsun bir süre sonra her çift gibi monotonluk ağına takılabilirsiniz. Eğer ona gerçekten değer veriyorsanız, rutinden kurtulmak için hayal gücünüzü kullanmalısınız. İşte sizi ilk günkü heyecana götürecek 5 seks oyunu…

Tek kişilik şov

Hassas seksin avantajı, yavaş hareketler ve yumuşak dokunuşlar sayesinde çiftlerin erojen noktalarını bulma olasılığının yüksek olması. Diğer taraftan seks terapistleri hassas seksin cinsiyete göre değiştiğini belirtiyorlar. Çünkü ankara travestileri duyduklarından, erkekler ise gördüklerinden daha fazla tahrik oluyorlar. Bu sefer ışıkları kapatmasına izin vermeyin ve ona tek kişilik bir striptiz şov hazırlayın. Kıyafetlerinizi ağır ağır çıkarıp onun üzerine fırlatın ve hiç aceleniz olmadığını ona hissettirin.

Şehveti uyarın

Hayat şartları, ekonomik krizler, işyerinden yaşanılan stres gibi faktörler içinizdeki ateşi söndürmüş olabilir. Ama kıvılcımları tekrar ateşe dönüştürmek elinizde. Hem de kolay bir yöntemle… Öncelikle istanbul travesti partnerinizle bir ya da iki hafta herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak için anlaşma yapın. Diğer taraftan birlikte erotik içerikli filmler seyredin, telefonlarınıza kışkırtıcı mesajlar gönderin, bakışlarınızla birbirinizi tahrik edin. Ama gece yattığınızda asla birbirinize dokunmayın. Bir ya da iki hafta sonra her şeyin çok farklı olduğunu göreceksiniz.

Masumiyet çağı

İnsanların birbirlerini ilk keşfetmeye başladıkları zamanki heyecanları ve birbirlerinin vücutlarını yeni tanımalarını, hissedilen cinsel arzunun en doruk noktaya ulaştığı anlardan biri olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar uzun süreli ilişkilerde o ilk günkü heyecanı ve keşfetme güdüsünü canlı tutabilmek için çiftlerin kafalarında birlikte paylaştıkları güzel anları canlandırmalarını öneriyorlar.

Sınırları aşın

Uzmanlar sınırsız seksten bahsederken sadece hayal gücünü ön planda tutmuyorlar; burada oyunculuğunuz ve espri yeteneğinizle kendi sınırlarınızı aşmanın da önemli bir yeri var. Değişikliğin getirdiği heyecanın ilişkinize taze kan getireceğini düşünerek hayal gücünüzü çalıştırın. Gece için senaryosu size ait ufak bir seks oyunu planlayın.

Göz göze seks

Seks hayatınızın maneviyatından bahsedilirken fiziksel temaslarla birlikte travesti partnerinizin iç dünyasına da hitap etmeniz uzmanların önerdiği diğer nokta. Seks terapistleri gözlerin ruhun aynası olduğunu belirterek ruhani sekste göz temasının önemli bir yer tuttuğunu ve misyoner pozisyonunun uygun olduğunu söylüyorlar.

Travestilerle Arabada Seks Bir Başka Güzel!

Her ne kadar büyükler “ayıp yorgan altında olur” dese de dışarıda seksin tadı da bir başka olur hani…

İlişkiye heyecan katmanın yolu yataktan çıkıp farklı yerlerde sevişmektir. Mesela arabada sevişmek gibisi yoktur…

Araba kokusu

Sadece söylenti ama, yine de bahsetmekte yarar var. Fabrikadan yeni çıkmış bir arabadaki o kendine has kokuya neden olan sentetik moleküller, tüm memeli hayvanların beyinlerindeki cinsellikle ilgili bölgelere uyarıcı mesajlar gönderiyormuş.

Deri koltuklar

Deri koltuklar gibi lüks aksesuarlar insanların bilinçaltında seks ve güçle ilgili dürtülerin uyanmasına sebep oluyormuş.

Benzin

Benzin kokusunda insanın kendi vücut kokusunu hatırlatan notalar olduğu bunun da cinsel arzuları kışkırttığı ileri sürülüyor.

Emniyet kemerleri

Hiç kullanmadınız mı? İnsan yaratıcılığa her zaman açık olmalı.

Seksin Yaşlara Göre Değişimi

Her yaşta ve her dönemde seks farklı algılanır ve yaşanır. 20’li yaşlarda performans önemliyken, 60’lı yaşlarda içten bir sarılma yeterli olabiliyor…

Seks, canlıların türlerini sürdürmesi ve soyadlarının devam etmesinden öte anlamlar taşıyor… Kimilerine göre bir oyun ya da bir yarışa dönüşürken, kimilerince romantizmin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Bazılarının tanımı da “Vazgeçilmez bir zevk” oluyor seks için. Ancak, dürtülerimiz içimizde durduğu gibi durmuyor ve seks hayatımız yıldan yıla, ruh halimizin gösterdiği değişikliğe ve hormonlarımızın faaliyetine göre iniş çıkışlar gösterebiliyor. Genç yaşlarda tüketircesine yaşanan seks, ilerleyen yıllarda hafif cimrice, çok uzun yıllar sonra da “keşke eskisi gibi olsa” diyerek yaşanıyor.

10’lu yaşlar

Genç yaşlarda ilk deneyim gerçekleştiğinde küçük bir şok yaşanır. Bu konuda yaşanan korkuları, o dayanılmaz merak ve içgüdü yok eder zaman içinde. Bu yaşlarda fanteziler en azından içgüdüler kadar güçlüdür. Seks, ilk zamanlar doludizgin, ancak sonrasında kontrolden kolayca çıkabilecek gibi yaşanır.

20’li yaşlar

Tecrübe ve yaşanan heyecan olarak 18 yaştan bir farkı olmamasına karşın, bu yaşlarda daha seçici ve olgun davranışlar görülür. Duygular daha derinleşmiş ve gelecek hayalleri daha bir belirginleşmiştir artık. Cinselliğin ve cinsel performansın zirvesine varılır. Çekicilik ve masumiyet çoğunlukla bir aradadır ve had safhadadır. Bu dönemde yine de yanlış ilişkilere adım atılabilir. Ancak cinsellik, her türlü bedeline rağmen hayatın ilk şartı gibi görülür. Bu yaştaki erkeklerin olabildiğince çok kızla çıkmaya çalıştığı ve sık sık birbirlerine bu konuda hava attıkları bir dönemdir. Fakat bu dönemde erken evlilikler ve ölümsüzmüş gibi görülen büyük aşklar da hayli fazladır. Çoğu kez, 30’una gelmeden ikinci evlilikler için adım atıldığı görülür…

30’lu yaşlar

Bu yaşlar uzmanlara göre özellikle travestiler için altın çağdır. Cinselliğinin ve çekiciliğinin zirvesinde olan ankara travestileri bu yaşlarda uykusuzluk ve stres gibi etkenlere dayanıklı olduklarından, dilerlerse çok hareketli bir cinsel yaşam sürdürebilir. Bu yaş grubundaki her iki cins de fanteziler yaşar. Olgun ve kültürlü insanlarla birlikte olmaya özen gösterdiği gibi, birlikte olunan kişilerin maddi durumları da önem kazanmaya başlar.

40+

İşte önemli bir yaş dönemi… Cinsellik, “olmazsa olmaz” özelliğini kaybetmeye başlar artık. Eskisinden az seçici olunabilir ve cinselliği bir gün yitirecek olmanın kaygıları duyulmaya başlanır. Ara sıra bu yaşlarda çılgın fanteziler de yaşanabilir. Bu yaşların en bilinen fantezisi ise, genç bir travesti partnerle birlikte olmaktır. Muhtemelen eşinizi son kez bu yaşlarda aldatırsınız.

50 +

Artık tren kaçmış gibi gelir nedense. Oysa hiç de sandığınız gibi değildir durum. Pekala aşık olabilir ve cinselliği hala yaşayabilirsiniz. Hoş fantezileriniz olabilir ama gülünç olmamak için bunları kimseye anlatamazsınız. Geçirebileceğiniz çeşitli operasyonlar, gizli tutulur. Abartılı giyinmeler, tarzını değiştirerek genç görünme çabaları genellikle bu yaş grubundakilerde kendini hissettirir.

60 +

Artık duygusallık ön planda olsa da, her şeyi baştan yaşamak istersiniz. “Keşke şimdiki aklımla genç olabilseydim” dersiniz ve gençlerin yaptıklarına kızarsınız. Kendinizden 30 yaş genç birinin hayalini kurar ve sizin gibi yaşlanmış olan travesti  partnerinize derin bir iç çekerek bakarsınız. Bazen küçük kalp çarpıntıları yaşar, bazen de bizden geçti diyerek dizlerinize battaniyenizi örtmeyi tercih edersiniz. Güvensizlik ve içten içe kaybedilenlere derin bir iç çekersiniz. Gençleri kıskandığınız zamanlar bile olur. Oysa farkına varmanız gereken bir şey vardır artık, bu da sizin dede ve nine olduğunuzdur…

Seksi Olmak Sizin Elinizde

Havalı saçlar, dar elbiseler ya da kırmızı ojeler, seksi olmak için yeterli mi? Yoksa daha derin mi düşünmek gerekiyor? Seksi olduğunuza kendiniz inanırsanız, başkalarını da buna inandırabilirsiniz. İşte seksi olmanın en önemli koşulları…

Sadece dış görünüşü, bir kişinin seksi kabul edilmesi için yeterli değil… Yani bir travesti istediği kadar vücudunu sımsıkı saran kısacık elbise giysin, kendisinin seksi göründüğüne inanmadığı sürece, çevresini yeterince etkileyemeyecektir. İşte sizi daha da seksi gösterecek öneriler…

1. Kendinize güvenin

Kendine güvenmek, seksi olmanın en önemli koşulu. Başkalarının seksi olduğunuza inanmalarını istiyorsanız, öncelikle kendinize inanmanız ve güvenmeniz gerekiyor.

2. Vücudunuzla barışık olun

Vücudunuzla barışık olduğunuz zaman, etrafınızda seksi bir hava yaratabilirsiniz. Banyo, masaj, aromaterapi gibi kürlerle vücudunuzu rahatlatmak, seksi olma yolunda size yardımcı olacaktır.

3. Dik durun

Duruşunuz ilk göze çarpan özelliğiniz olacaktır. Dik durmak, kendinize güveniniz olduğunu gösterir. Dik yürüyün, spor yapın ve vücudunuza güvendiğinizi gösterin. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçınmayın.

4. Sadece “kendiniz” olun

Çoğu insan kimin sahte kimin içten olduğunu kolayca anlayabilir. Ne kadar doğal olursanız, kendinizi o kadar rahat hissedecek, böylece insanları o kadar kolay etkileyebileceksiniz. Eğer etkilemek istediğiniz insan ‘gerçek’ sizle ilgilenmiyorsa, seksi olmanızın pek de bir anlamı yok!

Ateşli Bir Öpücükle Nefessiz Anlar!

Sevgilinizi öpücüklerinizle çıldırtmak ister misiniz? Cevabınız evet’se derlediğimiz birkaç tüyoya göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Öncelikle travesti partnerinizi öpmeden önce dudaklarınızı sakın yalamayın. Bu, bir operacının arya söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle aynı şeydir.

travesti

Onu öperken dört aşamalı proramı uygulayın:

1- Ağzınız kapalı, ona yaklaşıyorsunuz.

2- Ağzınızı açtınız fakat diliniz henüz gerilerde bir yerde saklanıyor.

3- Diliniz saklanmaya başladığı yerden yavaş yavaş çıkmaya başladı.

4- Diliniz onun dilinin en gizli bölgelerini keşfediyor.

Öpüşürken ağzınızı travesti partnerinizinkinden daha fazla açmaya çalışmayın. ‘En Büyük Ağız’ yarışmasında değilsiniz öyle değil mi?

Sevgilinizle fiziksel anlamda ilk yakınlaşma dönemlerindeyseniz onu öperken ellerinizi vücudunun sakıncalı bölgelerinde dolaştırmayın! Beraberliğinizin ilk günleri ve siz romantik bir yaz gecesi kumsalda sohbet ediyorsunuz. İlk kez el ele tutuştunuz ve öpüşmeye başladınız. Bu özel anı daha fazla ileri giderek bozmayın. Öpüşmenin tadını doya doya çıkartın.

Hiç beklemediği bir anda yeni çıkmaya başladığınız erkeğin dudaklarına yapıştınız. Karşınızdaki kişi bu hareketiniz karşısında çok şaşıracağı için o anda sizi gerçekten öpmeyi isteyip istemediğine karar veremez. Bu kadar aceleye gerek yok. Onun da sizi öpmek isteyip istemediğini merak ediyorsanız yukarıda bahsettiğimiz dört aşamalı programı uygulamanızı tavsiye ediyoruz. Bu, ikinize de zaman kazandıracak.

Öperken travesti partnerinizin yüzünü sıkıca tutmak romantik bir hareket. Fakat onun öpücüğünüzden kaçmasını engellemek için başını tutmak son derece kaba bir davranış.

Öpmek için ona doğru eğildiniz. Fakat size karşılık vermedi. Kendinizi aşağılanmış hissetseniz de onu evine bırakana kadar soğukkanlı tavrınızı koruyun.

Dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve yanınızda nane şekeri taşıyın.

Özellikle ilk buluşmadan sonra onu eve bırakırken dudaklarından öpmeyin. Beraberliğin ileriki aşamalarında bu özel paylaşımı istediğiniz yerde yaşamakta özgürsünüz.

Google’a göre herkes eşcinsel!

Eşcinsellik hakkında söyleyeceklerimiz henüz başlıyor!

Geçen yazımda eşcinsellik hakkındaki düşüncelerimi ve toplumun eşcinselliğe bakış açısını ele almakla ne kadar iyi ettiğimi anladım. Gördüm ki hâlâ anlamak istemeyenler, hatta yazının temelinde yatan duyguyu dahi görmezden gelenler var. Olabilir, belki de ben doğru anlatamadım!

Aslında bu hafta eşcinsel yaşam hakkında konuşmak istiyordum sizinle, ama duruma bakınca tekrar başa dönmeye karar verdim.

Ama önce başka bir heyecanımı paylaşmak istiyorum: Mahmure.com’un meğer ne çok “erkek” okuru varmış! Üstelik bu erkek kitle, bazı konularda farklı düşünsek bile beni sürekli okuyormuş. Buna da çok sevindim. Demek ki sadece travestilere ya da belli bir kesime hitap etmiyorum.

Şimdi gelelim asıl konuya… Ne çok yaygara koptu, gördünüz mü? “Vay sen nasıl böyle bir şey iddia edersin?” diyenler mi dersiniz, “Ayağını denk al!” diye e-posta yollayanlar mı dersiniz, bir dolu tepki geldi. Olabilir, sinirlenebilirsiniz, hatta bu öfkenizi bana yansıtabilirsiniz de, hiç sorun değil! Ama ne ilginçtir ki, ben burada adımla sanımla yazıyorken, bana e-posta yazan, yazımın altına yorum giren siz sevgili arkadaşlarımdan hiçbiri kendi kimliğini açıklamamış. Düşüncelerinizden bu kadar eminseniz, neden kimliğinizi gizliyorsunuz?

Hadi bunu geçelim. Allah aşkına söyleyin, bazı padişahların eşcinsel olduğunu ilk söyleyen ben miyim? Ben bir okur olarak çeşitli kaynaklarda, yazılarda defalarca rastladım. Tarihçiler bile bunun böyle olabileceğini söylüyor, hatta sadece Fatih Sultan Mehmet’in değil, birçok padişahın eşcinsel eğilimler gösterdiğini, o dönemde eşcinselliğin yaygın kabul gördüğünü yazıyor. Hem, benim kimseyi karalama gibi bir derdim yok ki! Eşcinsellik benim için “kara bir leke” değil!

Yazıma yorum yapan sevgili arkadaşlarım, eğer zahmet edip bu konuda araştırma yaparlarsa çok sevineceğim. “Ben hayatta kitap okumam, belgelerle de uğraşmam” diyeniniz varsa onlara hiç olmazsa Google diye bir şey olduğunu söylemek istiyorum. Ama Google’da bulduğunuz her yazıya da inanmamanız gerektiğini belirterek. Çünkü sadece Google’dan araştırma yapmaya kalkarsak, inanın, hepimiz eşcinsel çıkarız!

Kısacası, ben sadece “Mademki böyle bir şey var, neden kabul etmiyoruz? Birinin cinsel kimliği bizi neden bu kadar ilgilendiriyor?” diyorum. Derdim padişahlar, yazarlar, modacılar ya da sanatçılar değil. Herhangi bir padişahın, yöneticinin, başbakanın, aile bireyinin eşcinsel olması beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Benim için insanların cinsel kimliği önemli değil. Geçen haftaki yazımda anlatmak istediğim de buydu. Bence, toplum olarak işte tam da bu noktada kaybetmeye başlıyoruz.

Alt kimlik, üst kimlik tartışmalarıyla o kadar çok uğraşıyoruz ki, başımıza gelen felaketlerden haberimiz olmuyor. Daha önce türban sorunsalı diye kandırdılar, şimdi de Türk-Kürt meselesiyle oyalıyorlar bizi…

Eşcinsellik hakkındaki yazımın ana konusu, insanı sevmek ve anlamaktı aslında. Herkese birey gözüyle bakabilmek, ne olduğunu, nereden geldiğini düşünmeden, sadece insani duygularla ona saygı duymak.

Gelen yorumlardan anladım ki, ne yazıktır, kimse bunu yapmak istemiyor. Olsun, ben iyi niyetimi, insanlığa verdiğim değeri hiçbir zaman kaybetmeyeceğim. Rahatsızlık duyacak olsalar da, eşcinsellik hakkındaki bilgilerimi ve düşüncelerimi ısrarla paylaşacağım.

Eşcinsellik bir tercih değil!

Eşcinselliğin bir tercih olmadığını geçen yazımın sonunda belirtmiştim. Bu hafta konuya buradan başlamak istiyordum. Ama bu uzun girişi yapmak zorunda kaldım.
Bakın, araştırmalar ne diyor:

Cinsel yönelim, doğumdan önce ya da doğumun ilk haftalarında ortaya çıkıyor. New York’taki Hetrick-Martin Enstitüsü’nün 161 gay üzerinde yaptığı araştırma, eşcinselliğin genetik olma ihtimalinin yüksekliğine de dikkat çekiyor.

161 gay arasında yapılan araştırmada, tek yumurta ikizlerinin yüzde 52’sinin, ayrı yumurta ikizlerinin yüzde 22’sinin, normal kardeşlerin ise yüzde 11’inin eşcinsel olduğu saptanmış.

Aynı araştırma lezbiyenler üzerinde yapıldığında da benzer sonuçlar elde edilmiş. Yani bilimsel olarak deniyor ki, eşcinsellik bir tercih değil! Birçok psikolog da, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını ve tedavi edecek girişimlerin etik bulunmadığını söylüyor.

Toplumun ‘homofobik’ yaklaşımı yüzünden birçok eşcinsel, kendilerini ilk başta karşı cinse yönlendirmeye kalkıyor. Düşünsenize, istemediğiniz ve hiçbir zaman olmak istemeyeceğiniz biri olmak için birileri sizi ateşe atıyor. Herkes gay’lerin yaşadığı sıkıntılar ve zorluklardan bahsediyor ama lezbiyenlerin Türkiye’deki yaşadığı sıkıntı ve baskı tahmin ettiğimizden çok daha fazla!

Artık hazır mıyız? Konuyu iyice aydınlığa kavuşturana dek eşcinsellik hakkında yazacağımı anladınız, değil mi? Gelecek yazımda size eşcinsellerin, kendi ağızlarından hayatlarını, yaşadıkları zorlukları ve bu zorlukları aşmak için ne tür yolları denediklerini anlatacağım…

Nasıl yani, dediğinizi duyar gibiyim. Öyle yani!

Türk milletinin eşcinsellere bakışı!

Eşcinsellik neden kabul görmüyor? Tarihimizdeki ünlü eşcinseller kimler? Yazımı okuduktan sonra eşcinsel olmaya karar veren olur mu merak ediyorum!

travesti

Geçen haftalarda grup seks hakkında konuştuk. Yazıyı eleştirenler oldu, bana hak verenler oldu, hatta ilginçtir, insanların yazımı okuyup grup sekse yönelebileceğini iddia edenler bile oldu aramızda! Bu hafta ise sizinle yine ciddi bir konuyu paylaşmak istiyorum; eşcinsellik… Yazımı okuduktan sonra eşcinsel olmaya karar veren olur mu merak ediyorum!

Her neyse… Şimdi diyeceksiniz ki nereden çıktı bu konu? Grup seks hakkındaki yazımın bir bölümünde grup seksi deneyimleyenlerin belli bir süre sonra kendi cinsine ilgi duyabileceğini yazmıştım, hatırlarsanız. İşte bu konuya oradan geldik. Biliyorum, bazılarınız huzursuz olacak, tepki verecek hatta bana kızacak. Ama artık zamanı geldi diye düşünüyorum, açık açık eşcinselliği konuşmalı, araştırmalı ve cinsel kimlikleriyle insanları ayrıştırmamayı öğrenmeliyiz.

Homofobik bir toplumuz, ilk önce bunu kabul etmeliyiz. Bazılarımız eşcinselliği salgın bir hastalık gibi görüyor ve eşcinsellerden fersah fersah kaçıyor. Oysa iki kelam etse karşısındaki ‘insanla’ kendisinden, arkadaşından bir farkı olmadığını göreceğini düşünüyorum. Eşcinsellik neden bu kadar kötüleniyor ya da kabul görmüyor bunu konuşmalıyız bence…

İnsanlık, tarih boyunca cinsel kimlik savaşı vermiş bir Truva atı… İçinde milyonlarca farklı karakter ve fanteziler yumağıyla bir köşede kapının açılmasını, içindeki coşkunun, arzunun çıkmasını bekliyor. Ama o kapı ne zaman çalınsa evde kimse olmuyor. Ne yazıktır ki cinsel kimliklerimizi saklayarak, içimizde bastırarak günlük hayatımızda hiç olmadığımız insanlar olarak geziniyoruz.

Kadınlığımızdan/erkekliğimizden utanıyoruz. Cinsel kimliklerini açıklamaktan çekinmeyen ve kimlikleriyle mutlu mesut yaşayan insanları ise garip karşılıyoruz. Dedim ya, homofobik bir toplumuz ve karşılacağımız tepkilerden çekiniyoruz.

Oysa tarihe baktığımızda, Yunan mitolojisin de bile eşcinsel karakterlerle karşılaşırsınız. Ve tarihte kimse dönüp de Platon’a ‘Oğlum sen ne ayaksın’ demez. Çünkü onun fikrine, düşüncelerine ve felsefesine önem verir. Cinsel kimliğiyle savaşmak bir yana dursun, saygı duyar. Ya da bırakın mitolojiyi kendi tarihimize bakalım. Fatih Sultan Mehmet’in eşcinsel olduğunu neden kabullenemiyoruz? Birçok ünlü tarihçi Fatih Sultan Mehmet’in eşcinsel olduğunu söylüyor ve belgelerle bunu kanıtlıyor. Ama biz, olmaz öyle şey, koskoca padişah, İstanbul’u fethetmiş eşcinsellik ne demek! Sapına kadar erkektir Fatih Sultan Mehmet, cümleleriyle savunmaya geçiyoruz. Yani kısaca diyoruz ki; erkek adam savaşır, erkek adam fetheder, erkek adam padişah olur! Oysa kafamızı biraz yukarı kaldırsak eşcinsel başbakanların koskoca ülkeyi yönettiğini görebiliriz.

Yine kendi tarihimize bakalım. En ünlü yazarlarımız, düşünürlerimiz eşcinsel değil midir? Hüseyin Rahmi Gürpınar, Sait Faik, Nahid Sırrı Örik, Abdülhak Şinasi Hisar… Tabii bu kadar ünlü düşünürün, yönetmenin, yazarın, modacının ardından da şu soru gün yüzüne çıkıyor. Eşcinseller daha mı yaratıcı oluyor? Bu sorunun cevabı da aslında içinde gizli… Hem erkek, hem de travesti gibi düşünen bir insanın sadece karşı cinsine ilgi duyan bir insandan daha yaratıcı olacağı çok açık değil mi? Tabii şunu söylemeden de geçemeyeceğim; eşcinseller sadece bahsettiğimiz meslek dallarında olmamalı. Bu vizyona sahip insanların her sektörde yer alması gerekir. Ha, şimdi diyeceksiniz ki, yok mu? Olmaz mı, aramadığınız kadar…

Ama ne yazıktır ki eşcinselliği hastalık gibi gören nice insan yüzünden cinsel kimliklerini saklayarak yaşıyorlar. Hatta toplumun ve aile baskısının yüzünden evlenip, hiç mutlu olmadıkları bir hayatı yaşamak, sahip oldukları çeşitliliği ve geniş bakış açılarını kendilerine saklamak zorunda kalıyorlar.

Günümüzde ise eşcinsellik tam bir çıkmaza girmiş durumda. Sanki tarih ilerledikçe, görüşlerimiz ve vizyonumuz daralıyor. İnternet gibi bir derya varken, sevdiklerimizle görüntülü konuşabilecek teknolojiye, hatta uzaya gidecek donanıma dahi sahip olmuşken kafatasımıza sıkışmış loblarımız neden eskisi gibi çalışmıyor? Pencereleri kim kapattı?

Bakın her şeyi geçtim, evde çekirdek çitlerken televizyonda Bülent Ersoy’u izleyip eğlenen ebeveynler, kendi çocuklarının eşcinsel yaklaşımlarını görmezden geliyor. Olmaz öyle şey diyor. Oysa Bülent Ersoy’u, Zeki Müren’i ayakta alkışlamayı biliyor! Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu… Yani başkasının başına gelirse olabilir, ama bizim başımıza sakın ha gelmesin. Sanki bu bir hastalık! Bu bir tercih değildir, önce bunu kabullenmemiz gerekiyor.

Gelelim asıl can alıcı noktaya! Bazı kişiler de sırf marjinal görünmek, yaptığı işte kabul görmek için eşcinselmiş gibi davranıyor. Bu daha büyük bir sorun değil mi? Eşcinsellik ne zaman marjinallik oldu, önce bunu tartışmaya açmak gerekir sanırım…

Konuşulacak, eteklerimizdeki taşları dökecek daha çok zamanımız var, biliyorum ve bu konu hakkında yine yazacağımı düşünerek yazıma ‘şimdilik’ son veriyorum. Eleştirmeden, düşünmeden konuşmamak adına da Sait Faik’in şiirinden bir kesitle size bir hatırlatma yapmak istiyorum; bir insanı sevmekle başlar her şey…

Travestilerle Sevişirken Duyularınızı Çalıştırın!

Dünyayı duyu organlarımızla algılamaya başlarız. Bu duyularımız, cinsel arzularımızdaki en önemli motivasyonumuzdur. Duyularımızın hazza giden yolumuz olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Özay Özdemir, duyusal odaklanma egzersizleri ile cinsel hayatımıza nasıl yön vereceğimizi anlattı.

İlki doğrudan, fiziksel temas ile uyarılma (çevresel sinirler aracılığıyla). İkincisi ise, diğer duyular aracılığıyla (Merkezi sistem, beyin) uyarılmanızdır. Yeterli cinsel uyarı; fiziksel temas, hayal gücü
ve duygularınızın bir karışımıdır.

Cinsellikle ilgili hayal kurmanız (cinsel fantezi) güçlü bir uyarıcıdır ve bu şekilde hiçbir temas olmaksızın uyarılmanız mümkündür. Ayrıca, diğer duyu organlarınızın algıları da (görmek, işitmek, tatmak ve koklamak) beyninizdeki cinsellikle ilgili merkezlerinizi harekete geçirir.

Hamilelik döneminizde artan progesteron hormonunuz şefkat, sarılma ve annelik duygularınızı harekete geçirir. Bu dönemde çoğunlukla cinsel birleşme yoluyla cinsel doyuma ulaşma arzunuzun yerini, daha çok dokunma (dokunulmaya), bakma (ilgi ve sevgiyle bakılmaya), öpme ya da konuşarak sevdiklerinizle gelecek, mutlu günlerin hayalini paylaşma arzunuza bırakır.

Cinsel işlev sorunları yaşıyorsanız, uzmanlar tedavide duyumsal odaklanma egzersizleri öneriyor.
Bu egzersizlerin birden fazla amacı var:  Travesti partnerinizle iletişim ve etkileşimin sınırlarını genişletmeniz, cinsellikle ilgili bireysel kısıtlılıklarınızı kaldırmanız, duyularınıza odaklanarak farkındalıklarınızı artırmanız gibi…

Siz de özellikle hamilelik döneminizde, aşağıda önerdiğimiz duyusal odaklanma egzersizlerini uygulayabilir ve cinsellikle ilgili sınırlarınızı genişletebilirsiniz.

1. Partnerin vücudunun göğüsler ve cinsel organlar dışındaki bölümlerini okşama

Genelde eşinizle eşit sürelerde, sırayla aktif ve pasif roller üstlenirsiniz. Cinsel uyarılma ve doyuma ulaşmayı amaçlarsınız. Aktif olan kişi, o sırada kendi hissettiklerine odaklanmaz, karşısındakine haz vermeye çalışır.

2. Göğüsler ve cinsel organlar dahil vücudu okşamak

Bu egzersizin amacı cinsel duyguları uyarmak değildir, ancak bu durum gerçekleşebilir. Aktif olduğunuzda, eşinizi dokunup okşarken, onu gözlemleyin ve eşinizin, sizin dokunuşlarınıza verdiği yanıtları izleyin. Pasif konumdayken ise, önce gözlerinizi kapatıp, dikkatinizi eşinizin dokunuşlarına odaklayın. Fiziksel temasın, bedeninizde nasıl duyumlara yol açtığını algılamaya çalışın. Eşinize sözel geri bildirimlerde bulunun. Dokunuşlarını beğendiğinizi söyleyin veya istediğiniz tarzı belirtin. Sevginizi ifade eden sözler söyleyin.

3. Orgazm olmadan birleşme

Çok yavaş hareketlerle, penisinin vajinanıza girişini sağlayın. Hareketsiz durumda, penisini vajinanızın içinde tutun ve neler duyumsadığınızı anlamaya çalışın. Bu deneyimin sağladığı önemli bir yarar, size yavaş davranma ve bir araya gelmenin gerçekten ne anlam ifade ettiğini anlama şansı vermesidir. İlişki, bazı çiftler için ter ve sürtünme dışında bir anlam ifade etmez.
Eğer siz de zaman zaman benzer şeyler yaşıyorsanız, başka neler olup bittiğini görecek yeterli zaman bulmak için özellikle çaba gösterin. Çoğunlukla çiftler, cinsel ilişki sırasında konuşmaz. Bu egzersizi birleşme sırasında konuşmak için kullanabilir ve bundan ne denli zevk aldığınızı fark edebilirsiniz.