Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklara Dikkat Edin!

Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara zührevi hastalıklar adı verilir.Son yirmi yıl içinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar özellikle ;

  • gonore,
  • herpes virüsü (herpes genitalis),
  • klamidya (chlamydia),
  • frengi (syphilis) oldukça yaygın hale gelerek dünyanın pek çok yerinde oluşturduğu sorunlarla travesti hastalıkları uzmanlarının da bu konuya önemle eğilmelerine neden oldu.
  • Özellikle gebelik sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalananların sayısının artması, bebeğe de verdiği zararlar nedeni ile, halkın bu konularda daha iyi bir şekilde aydınlatılmasını gerektirmektedir.

Ten tene değmeden zevk alınmaz.. Bunu unut !

Bilgisizlik ve ayıp kavramının hastada sıkılganlığa yol açması, bu nedenle tedavi için hekime geç gitmesi veya hiç gitmemesi zührevi hastalıkların bu derece çok yayılmasına neden olmaktadır. İstatistiklere göre yılda dünyada 17 milyon belsoğukluğu (gonore) vakasına rastlanmaktadır. Bu rakamların gerçek vaka sayısının çok altında olduğu şüphesizdir. Zührevi hastalıkların yaygınlaşmasındaki başlıca etken özellikle ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın pek çok yerinde giderek gelişen cinsel özgürlük ortamıdır.

istanbul travestileri

İlk Cinsel Birleşmeye Aman dikkat..

İlk cinsel birleşme yaşı giderek ufalmaktadır. Gençler cinsel birleşmenin sonuçları konusunda bilinçli hareket etmediklerinden, zührevi hastalıklar giderek daha büyük tehlike oluşturmaktadırlar. Zührevi hastalıklar ülkemizde genellikle denetimsiz çalışan vesikasız fahişeler ve sağlık yönünden iyi denetlenmeyen genelevler ve randevu evleri aracılığıyla yayılmaktadır.

Fahişeleri sevmek onlara kondomsuz yaklaşma anlamına gelmez ! İradeli olun sadece anlık zevkler için dönüşü olmayan yollara girebilirsiniz..

Yukarıda adı geçen zührevi hastalıklara ek olarak, cinsel ilişki sonucu bulaşan bazı organizma ve hastalıklara da değinmek gerekir. Örneğin;

  • mycoplasma,
  • B grubu streptococci,
  • cytomegalovuirus,
  • HBA (bulaşıcı hepatit “sarılık“)
  • AIDS.

Son yapılan birçok araştırmaya göre bu hastalıkların birçoğunun çok ciddi yan etkileri ve hatta bazı halde öldürücü oluşu durumun önemini ortaya koymaktadır. Zührevi hastalıklar artık sadece frengi ve belsoğukluğundan ibaret değildir. AIDS korkutucu şekilde yayılmaktadır.

Frengi Hastalığı Nedir ?

Tuvalet gibi ortak kullanım alanlarından bulaşma söz konusu değildir. Dudak veya ağız içi lezyonu olan bir insanla dudaktan öpüşmek de diğer bir bulaş yoludur. Primer, sekonder ve erken latent sifilizde bulaşma riski varken, geç sifilizde yoktur. Sekonder sifiliz lezyonların fazlalığı ve çeşitliliği nedeniyle en bulaşıcı dönemdir. Enfekte eşten hastalığı kapma olasılığı %10-60 arasında değişmektedir. Cinsel temasın sıklığı, tipi, hastalıklı bireydeki lezyonların tipi ve yaygınlığı bulaşmayı etkileyen faktörlerdir.

Dünya genelinde primer ve sekonder sifilizin insidensinde 2. Dünya Savaşı sonrasında penisilinin keşfi ile düşüş olmuştur. Ancak 1960’ların başlarında insidenste tekrar artış olurken, 1970 hatta 1982’ye kadar düşüş gözlenmemiştir. Batı Avrupa ülkelerinin tersine Amerika’nın güneyindeki şehir ve taşra kısımlarında 1990’larda artış olmuş, daha sonra azalarak 2000’de en düşük noktaya gelmiştir.

Ancak 2001 ‘de enfeksiyonun sadece erkeklerde artışına bağlı olarak bir yükselme olmuştur. Amerika’da yaşayan siyah ırk ve İspanyollarda, bunun yanında homoseksüel ve biseksüel erkeklerde diğer populasyona oranla 5-25 kat daha sıktır; bu da sosyal ve cinsel riskli davranışın göstergesidir. Paralı seks yapan, birden fazla cinsel eşli yaşam biçimimi seçen, madde bağımlılığının yaygın olduğu toplum bireylerinde hastalık yayılabilir.

ABD’de 1998’de bildirilen insidens 3.2/100.000’dir. İngiltere’de 1990-1998 yılları arası tanı konulan olgu sayısında her iki cinste de değişiklik gözlenmezken,1998-2000 arası erkeklerde ikiye katlanmış, istanbul travestileri  %53 artış göstermiştir. 2000 yılında sifiliz enfeksiyonlarının %48’i eşcinsel ilişki yoluyla edinilmiştir.

1990’dan sonra 1997’ye kadar Rusya Federasyonunda ve benzer şekilde doğu Avrupa ülkelerinde bildirilen olgu sayılarında artış olmuş; daha sonra düşmeye başlamıştır. Rusya ve diğer Doğu Bloğu ülkelerindeki hareketliliğin artışı ve sınırların açılması ile paralı seks işçilerinin batı Avrupa’ya rahat geçişlerinden dolayı son birkaç yılda önemi tekrar artmıştır

Ülkemizde bildirimi zorunlu bir hastalık olmakla beraber kayıtlara gereği kadar özen gösterilememesi nedeniyle rakamlar gerçeği tam yansıtmamaktadır. Bildirilen yeni vaka sayısında 2. Dünya savaşı sonrası bir düşüş gözlenirken, 1970’de prevelans 32.2/100.000, 1985’de 8.1/100.000,1997’de ise 5.4/100.000’e düşmüştür.

Sifilizin İstanbul’daki prevelansı ülkenin geri kalanına göre daha yüksektir. 1990’da 100.000’de 19 olgu iken, 1996’da 13.5, 1997’de 16.4, 1998’de 18 fakat 1999’da 197 olgudur. Prevelanstaki bu dramatik artışın sebebi Rusya ve komşuluğundaki cumhuriyetlerdeki sifiliz epidemisi olabileceği düşünülmektedir.

Sifiliz hastaları İstanbul’daki 2 büyük dermatoloji merkezine başvuran hastaların %1.6-5’ini oluşturmaktadır. Bu merkezlerde erkek-travesti oranı 1:3’dür. Erkeklerin %60-80’ninde enfeksiyonun kaynağı paralı seks işçileri iken, %2-4’ünde eşcinsel ilişkiden kaynaklandığı kaydedilmektedir. Kadınlarda ise enfeksiyon kaynağı %50-60 oranında hastalıklı eşleridir.

Ülkemizde bildirimi zorunlu bir hastalık olmakla beraber kayıtlara gereği kadar özen gösterilememesi nedeniyle rakamlar gerçeği tam yansıtmamaktadır.

AİDS Belirtileri Nelerdir ?

1- Sürekli yorgunluk ve kırıklık hali.

2- Zayıflama ; Hastalık ilerlediğinde bir deri bir kemik tabir ettiğimiz ileri derecede zayıflık hastalığın en belirgin belirtilerindendir.

3- İshal ; Belirli bir sebebi olmayan ve uzun süren ishal vakalarında AİDS’i düşünmeliyiz.

4- Lenf bezlerinde şişme, özellikle kasıklardaki lenf bezlerinin şişmesi.

5- Deride mora çalan lekeler. Kaposi sarkomu AİDS virüsünün yol açtığı bağışıklık.

AİDS, ciltte kaposi belirtileri bozukluğu neticesi bir deri kanseri olan kaposi sarkomu görülür.Bunlar genellikle yarım cm. çapında olan mor lekelerdir. Ve deride hafif kabartılı olarak görülürler.

6- Zihin bulanıklığı, baş ağrısı.

7- Uzun süren öksürük ve nefes darlığı.

8- Ağız, burun ve deride ufak çarpmalar sonucu oluşan kanamalar.

9- Bilinç kaybı.

Aids Virüsün Etki Mekanizması

Aids Virüsü; geçmişteki virüs hastalıkları ile karşılaştırılırsa oldukça kısa süre içinde yapılan yoğun araştırmalar sonucu tanımlanmış etki mekanizması ortaya çıkarıldı. Vücuda virüsler girdiği zaman birtakım hücreler harekete geçmektedir. Antikor yapıcı B hücreleri isimli bazı hücreleri faaliyete geçirir vede yardımcı T hücresi denen hücreler tarafından yapılmaktadır.

AİDS virüsü, diğer alamda HIV vücuda girince antikor yapımında desteği ile yardımcı olan T hücresinin vücuda giren bu düşman hücreyi tanıma yeteneğini bozmakta ve esas T hücreleri enfeksiyon ile mücadele edemez duruma gelerek tahrip oluyorlar. Buralarda artık devamlı AIDS virüsü ürüyor. Savunucu olanlar normalde dalak, karaciğer ve kemik iliği ile lenf sistemi tarafından üretilmektedirler.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın